menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Toplumun yankısı olarak Druşodis…”

20 0
16.04.2026

Andonis POLİDORU/POLİTİS

(Gazeteci Andonis Polidoru, araştırmacı gazeteci Makarios Druşodis’in ortaya koyduğu yaygın yolsuzluk iddialarını ele aldığı yazısında, ‘Druşodis’in iddia ettiklerinin yarısı bile doğruysa, bir mafya devletinden bahsediyoruz’ diyor. Yazısını iktibas ediyoruz… S.U.)

Geçen hafta bu ülkenin vatandaşları, adalet sisteminin gözlerinin önünde gerçek zamanlı olarak çöküşünü hayret ve inanamama duygusuyla izlediler. Makarios Druşodis, yargıçları kapsayan yaygın yolsuzluk iddiaları, yetkiyi kötüye kullanma, pedofili ve kara para aklama gibi olağanüstü suçlamalarda bulundu. Ve neredeyse tüm ülke ona inandı. Her kelimesinin doğru olduğuna, en ufak bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ikna oldular.

Bu gergin atmosfere DİSİ girdi ve herhangi bir soruşturmayı önleyecek bir açıklama yayınlayarak rakip partilere ateş püskürdü ve onları insanlarla kurumları karalamak gibi tehlikeli bir oyun oynamakla suçladı — “kaos çıkarmaya ve ülkeyi istikrarsızlaştırmaya çalıştıkları” iddiasıyla. Peki DİSİ, Druşodis’in iddialarının yanlış olduğu sonucuna hangi temele dayanarak vardı? Ve daha da önemlisi: ilk tepkilerinin, iddiaların gerçek olup olmadığı yerine, ifşaatların istikrarı bozucu etkisinden endişe etmeye dayanması nasıl mümkün olabilir? Çünkü Druşodis’in iddia ettiklerinin yarısı bile doğruysa artık kaostan bahsetmiyoruz. Hukukun üstünlüğünün tamamen çöküşünden bahsediyoruz. Bir mafya devletinden.

Elbette, Druşodis iddialarını kanıtlamalıdır. Herkes bunların doğru olup olmadığını görmek için beklemelidir. Ancak bence daha acil olan ve DİSİ dahil herkesi rahatsız etmesi gereken soru, Druşodis’in iddialarını kanıtlayıp kanıtlayamayacağı değildir. Asıl mesele, tüm ülkenin ona inanmaya ne kadar hazır olduğudur. Bu, Kıbrıs’taki hakim duygu durumu hakkında her şeyi anlatıyor. Halkın ezici çoğunluğu yargıçların yozlaşmış olduğuna, Başsavcının gözetim altında olduğuna, devletin bir yeraltı dünyası gibi işlediğine halihazırda ikna olmuşsa, o zaman sadece kanıtın var olup olmadığına odaklanılamaz. Bu yaygın, içgüdüsel inancın teyit ettiği şey, kurumlarımızın bir bütün olarak tamamen itibarını yitirmiş olduğudur. Herkesi endişelendirmesi gereken şey budur. Halkın güveni o kadar zayıflamış ki, insanlar en tuhaf suçlamalara bile ortaya atıldığı anda inanmaya hazır hale gelmiş durumda.

Ve kurumlar hiç de masum değil. Kıbrıs’ın her şeye muktedir olduğu imajı, birdenbire ortaya çıkmadı. Bu imaj, kurumların kendi geçmişine dayanıyor. Skandalları ve iddiaları ele alma biçimleriyle, parça parça inşa edildi. Siyasi olarak işleyiş biçimleriyle. Önemli anlarda verdikleri tepkilerle, daha doğrusu tepki vermemeleriyle.

“SKANDAL ÜSTÜNE SKANDAL…”

Bugün insanlar en şok edici iddialara bile inanmaya hazırsa, bu hakkı onlara sistem vermiştir. Mevcut hükümet bunu, videogate skandalıyla ve First Lady’nin fonuna bağış yapanların isimlerini açıklamayı inatla reddederek yaptı. Önceki hükümet ise aynı şeyi bir dizi skandal ve hiç kimsenin suçlu bulunmaması ile yaptı. DİSİ, o fona bağış yapanların isimlerinin açıklanmasını her gün talep ettikten sonra, tam da bu açıklamayı gerektiren bir parlamento kararını reddederek aynı şeyi yaptı. Ve eğer insanlar, iddiaların—kanıtlanmamış olanlar dahi—gerçeği yansıttığına inanıyorlarsa, bu da kurumların geçmişteki her şeyi yönetme biçimleriyle, onlara sunduğu bir haktır: Mahkemelerin Kooperatif Bankası ve Eliadis davalarında aldıkları kararlarla; başsavcılığın siyah minibüs olayı, Katsunotos davası, Şilluris-Giovanni meselesini ele alış biçimiyle; tüm sistemin, skandal üstüne skandala verdiği yanıt ya da yanıt verememeleriyle. Bu, tüm toplumu, bu ülkeye yönelik en büyük tehdidin, onu korumak için var olan kurumların ta kendisi olduğu sonucuna götürdü.

Kıbrıs’ın yaşadığı derin çöküşün Makarios Druşodis, onun ifşaatları ya da........

© Yeni Düzen