menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaşın Gölgesinde Kıbrıs: Boşluklar ve Olasılıklar

12 0
27.03.2026

Yaklaşık bir ay önce başlayan emperyalist saldırılar karşısında İran’daki molla rejiminin beklenmedik direnişi, hem ABD hem de İsrail kamuoyunda giderek daha fazla tartışılır hale geldi. Avrupa devletlerinin sınırlı ve kontrollü desteği, NATO’nun teyakkuz hali, Türkiye’nin görece dengeli dış politikası ve İran’ın Körfez ülkeleri ile komşularına yönelik temkinli yaklaşımı, savaşın geniş çaplı bir bölgesel çatışmaya dönüşmesini şimdilik engellemiş görünüyor. Komplo teorileri yerine gerçeklere bakmak gerekir: Bu savaşın ağır bedelini hiçbir ülke ödemek istemiyor. Bu nedenle, savaşların maliyet hesabında deneyimli aktörler İran karşısında dikkatli bir tutum sergiliyor.

Ekonomi açısından bakıldığında, özellikle petrol sevkiyatında yaşanan aksaklıklar ülkeler için ciddi baskı yaratıyor ve bu durum savaşın bir an önce sona erdirilmesi yönündeki isteği güçlendiriyor. Bu noktada istisna olarak öne çıkan aktör ise İsrail ve onun siyasi liderliği, yani Benjamin Netanyahu.

Son yönde yükselen “yeni bir dünya kuruluyor”, “uluslararası hukuk bitti” gibi söylemleri abartılı bulmakla birlikte, kapitalist ülkeler arasındaki rekabetin yeniden şekillendiğini ve küresel dengenin giderek Amerika Birleşik Devletleri ile Çin arasındaki rekabet ekseninde kurulacağını öngörebiliriz. Bu yönde pek çok uluslararası rapor da benzer tespitler yapmaktadır.

Kıbrıs’a baktığımızda, Nikos Hristodulidis’in, Nikos Anastasiadis’in son döneminden devraldığı siyasi perspektifi sürdürdüğü görülmektedir. Anastasiadis döneminde Güney Kıbrıs ile İsrail arasında askeri, enerji ve siyasi alanları kapsayan çok boyutlu bir stratejik işbirliği gelişmiş; ancak bu süreç tek bir........

© Yeni Düzen