menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Güvenli bir liman: Sünnet-i Seniyye

5 0
10.07.2026

Dünya, süslü vitrinleriyle geçici mutluluk reçeteleri sunsa da içimizdeki o derin boşluğu kapatamıyor. Aslında hepimiz zihnimizi susturacak, savrulan hayatımıza nizam verecek sarsılmaz bir çapa arıyoruz. O çapa, asırlar öncesinden bize uzatılan eskimez İlâhî rehberliktir: Peygamber Efendimizin (asm) nurlu izi, yani Sünnet-i Seniyye.

“Bize Sadece Kur’ân Yeter” Yanılgısı

Son yıllarda kulağa “özgürleştirici” gibi fısıldanan tehlikeli bir rüzgâr esiyor: “Sadece Kur’ân bize yeter, yaşantısına ihtiyacımız yok.” Bu, hakikati eksik okumaktır. Zira Kur’ân soyut bir felsefe metni değil, Peygamberimizin (asm) ahlâkında tecessüm etmiş canlı bir hayat nizamıdır. Bir ders kitabını bile öğretmensiz anlamak imkânsızken, İlâhî kelâmı rehbersiz kavramaya çalışmak karanlıkta el yordamıyla yol aramaktır. Nitekim Efendimiz (asm), rahat koltuklarından ahkâm kesen zihniyeti asırlar öncesinden ikaz etmiştir: “Sizden birinizi, emrettiğim veya yasakladığım bir konu kendisine ulaştığında koltuğuna yaslanıp, ‘Biz bilmeyiz, Allah’ın kitabında ne bulursak ona uyarız’ derken bulmayayım.”1 O’nun rehberliğini dışlamak, dini, hevalara göre bükülen bir şekilsizliğe mahkûm eder.

Âdeti İbadete Çeviren Manevî Kimya

Sünnet, donuk bir kurallar yığını değil; hayatı mayalayan, sıradan anları nurani bir ibadete dönüştüren muazzam bir “manevî kimya”dır.2 Yemek yerken, su içerken veya uyurken niyetimizi “Peygamber Efendimiz böyle yapardı” düşüncesine bağladığımızda, o basit eylem bir anda aydınlanır. Suyu yudumlarken O’nu (asm) hatırlamak, kalbimizi Yaratıcı’nın huzuruna taşır. Böylece akıp giden rutin hayatımız, her saniyesi........

© Yeni Asya