Ahlak gidince hukuk yalnız kalır
Eskiden kapılar kilitlenmezdi. Anahtar demirde değil, insanın vicdanındaydı. Mahalle kültürü vardı, köy kültürü vardı; en önemlisi utanma vardı. Yanlış yapan, aynada kendi yüzüne bakamazdı. Çünkü toplumu ayakta tutan yalnızca kanunlar değil, insanın içindeki vicdandı.
Bugün kilitler arttı, kameralar çoğaldı; ama güven azaldı, dürüstlük zayıfladı. Eskiden hırsız geceden çekinirdi. Bugün ise toplum, hakkın ve adaletin daha çok tartışıldığı bir dönemden geçiyor. Ayıp, artık yapılan eylemde değil; adeta "yakalanmakta" aranır hâle geldi.
Mesele yalnızca bireysel bir değişim değildir. Seçilene yetki verilir; fakat yetki, sorumlulukla dengelenmediğinde sorun başlar. Görev emanet edilir… Kimi emaneti korur, kimi ise makamı bir "dokunulmazlık zırhı" zannına........
