Batı hayranlığı bir zihinsel prangadır: Bu esaretten nasıl kurtuluruz?
Batı hayranlığı bir zihinsel prangadır: Bu esaretten nasıl kurtuluruz?
YÜCEL KAYA
Yüzyıllardır ruhumuza zerk edilen; kökü dışarıda, dalları içimizde bir zehirle karşı karşıyayız.
Bu zehrin adı; kendi değerlerine yabancılaşma, kendi tarihinden utanma ve celladına hayranlık duyma hastalığıdır.
Bugün Türkiye’de ve İslam coğrafyasında karşılaştığımız en büyük engel ne ekonomik krizler ne de askeri ambargolardır.
Asıl engel, zihinlere vurulmuş olan Batı hayranlığı prangasıdır.
Bu pranga, kendi medeniyetini "gericilik" olarak gören, Batı’nın kokuşmuş ahlakını ise "çağdaşlık" diye pazarlayan bir zihinsel köleliktir.
Peki, bu kuşatmayı nasıl yaracağız?
İşte bu zihinsel prangadan kurtulmanın yolları:
1. Tarihi "Kazananların" Değil, Hakikatlerin Gözünden Okumak
Batı, kendi kanlı tarihini sinema ve akademi eliyle bir "medeniyet destanı" gibi sundu. Oysa o parıltılı vitrinin arkasında Afrika’nın çalınan altınları, Amerika’nın yok edilen yerlileri ve İslam dünyasının yağmalanan kütüphaneleri var.
• Kurtuluş Yolu: Gençliğimize, tarihin sadece savaşlardan ibaret olmadığını; adaletin, vakıf medeniyetinin ve insan onurunun nasıl korunacağını biz anlatmalıyız. Batı’nın sömürgeci geçmişini ifşa etmek, zihinsel özgürlüğün ilk adımıdır.
2. Kültürel Emperyalizme Karşı "Milli ve Manevi" Barikat Kurmak
Bugün ABD-İSRAİL merkezli sosyal medya ağları ve dijital platformlar üzerinden aile yapımız doğrudan hedef alınıyor. "Özgürlük" adı altında servis edilen sapkınlıklar, aslında toplumun bağışıklık sistemini çökertmek içindir. Epstein gibi dosyalar gösterdi ki; o hayranlık duyulan elitler, ahlaki birer enkazdır.
• Kurtuluş Yolu: Aileyi son kale olarak korumalıyız. Mahremiyetin bir kısıtlama değil, insanı yücelten bir zırh olduğunu yeniden idrak etmeliyiz. Batı’nın çöken aile yapısını "model"........
