İçimizde dinmeyen acının adı ‘Srebrenica Soykırımı’
Srebrenitsa’da İkinci Dünya Savaşı’ndan bugüne eşine rastlanmayan bir vahşeti gerçekleştiren Sırbistan destekli Bosnalı Sırp Çetnikler; aynı zamanda asrın en büyük soygununu da gerçekleştirmiş oldular.
Yaktılar, yıktılar ve Müslüman Boşnakların mallarını ve en kıymetli eşyalarını çaldılar.
Yüzükleri almak için parmakları, küpeleri almak için kulakları ve bilezikler için kolları kestiler.
Kimileri aç ve susuz bırakılarak, kimileri öldürülüp Peruçats Gölü’ne ya da Vişegrad Köprüsü’nden Drina nehrine atılarak, kimileri kendi evlerine hapsedilip topluca yakılarak, kimileri tecavüz edildikten sonra kurşunlanarak… Ve akla hayale gelmeyecek kadar vahşi ve insanın kanını donduran işkencelerle katledildiler.
Kısacası, soykırım gizli değil, tüm dünyanın gözleri önünde 11 Temmuz 1995 tarihinde insanlık faciası gerçekleştirildi.
İşte her 11 Temmuz’u hatırladığım her zaman burnum sızlar, gözlerim yaşarır, acılarım depreşir, duygularım bir anda kin ve nefrete dönüşür.
Ruhum daralır, içime sığmaz olurum, dua ederim, lanet okurum.
Bu kinim ve nefretim; bu insanlık faciasını gerçekleştiren sadist ruhlu Sırp canilere olduğu kadar, siyasi çıkarları uğruna Sırp Çetniklere engel olmayan Birleşmiş Milletler-GK, NATO, AB gibi kuruluşlar ile ABD öncülüğündeki Batı emperyalist güç odaklarınadır.
Çünkü:........
© Yeni Akit
visit website