Zikir ibadettir
Zikir, Kur’ân’ın ifadesiyle en büyük ibadettir: “Allah’ı anmak (ibâdetlerin) en büyüğüdür” (Ankebût 29/45). Zikir Allah’ın, “Beni anın, Ben de sizi anayım. Bana şükredin, nankörlük etmeyin” (Bakara 2/152) ayetiyle mümin kullarına en önemli talimatıdır. Ayette zikir ve şükür birlikte ifade edilmiştir. Her ikisi de dil, kalp ve bedenle icra edilen ayrıca belli bir zamanı ve mekânı olmayan ibadettir. “Onlar ayaktayken, otururken, yanları üzerine yatarken Allah’ı zikrederler” (Âl-i İmrân 3/191). “Ey iman edenler! Allah’ı çok anın, sabah akşam O’nu tesbih edin.” (Ahzâb 33/41-42) “O insanlar ki, (Allah’ı tesbih ederler) ne ticaret ne de alışveriş, onları Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymaz.” (Nûr 24/37) gibi ayetlerde zikrin devamlılığı vurgulanır. Aslında zikir, sadece insana mahsus değil, kâinattaki tüm varlıkların ortak ibadeti ve manevi gıdasıdır. “Görmez misin;göklerde ve yerdekiler ile güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar, hayvanlar ve insanların çoğu Allah’a secde ediyor.” (Hac 22/18) ayeti buna işaret eder.
Sûfîler hafî (gizli), cehrî (açık), kuudî (oturarak), kıyâmî (ayakta) yapılan zikri, Allah’a olan muhabbetle eş değerde görmüşlerdir. Bu manada kişinin Cenâb-ı Hakk’ı ne kadar sevdiği, O’nu ne kadar zikrettiğine bağlıdır. Çünkü Allah’ı en çok seven kimse, O’nu en çok hatırlayan, zikreden ve zikrettiğinde de kalbi ürperen kimsedir: “Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah’ın adı anıldığında kalpleri titrer.” (Enfâl 8/2). Bu ayette ifade edildiği gibi zikir, kalbe manevî........
