Kasap tezgâhlarındaki plastik altlıklar
Feridun Ağabey, uzun zamandır uğramadığım mahalle kabasına uğradım. Bayram öncesi biraz kıyma almak için. Tabii bayram münasebetiyle biraz sıra vardı. Kimi tavuk kimi et, kimi her ikisinden istiyordu bütçesine göre... O ara dikkatimi bambaşka bir şey çekti. Her şeyiyle yerli ürün sattığını söyleyen ve ben dâhil herkesin ürünlerinden memnun olduğu bu kasabın tezgâhında iri iri koca koca plastik et kesme tablaları duruyordu. Her şey doğal iken bu plastik altlıklar neyin nesiydi? Samimiyetime binaen dedim ki:
-Niye eskiden tahta altlıklar olurdu. Daha hijyenik değil miydi tahta? Bu plastikleri nereden çıkardınız?
Tebessüm ederek cevap verdi:
-Bizim aşağıda iki tane gürgenden yapılma özel tahta altlıklarımız duruyor. Kayın ağacı da denir... Bunlar çok hijyeniktir çok sağlamdır... Ama prosedür gereği ağaç kullandırılmıyor.
-Bilemiyorum bu daha mı kolay temizleniyormuş nedir?
Şaşırdım kaldım. Plastik koskoca tablanın üzerinde derin oyuk oluşmuştu. Demek ki o zamandan bu zamana kadar bu oyuk müşterilerin doğranan etleriyle birlikte mikro oranda da olsa ete, kıymaya, tavuğa vb. karışan plastik parçacıklar sebebiyle meydana gelmişti.
Bu plastik parçacıklar o müşterilere minik minik dağıtılmış oluyordu. Oysa aynı şekilde tahta altlık konulsa ve onlar da minik minik araya karışsa nihayetinde bir ağaçtı o. Ağaç parçacıklarının vücuda zararı ne olabilirdi? Doğa ile vücudun uyum sağladığı bir parçaydı. Şaşırdım üzüldüm ve kime ne diyeceğimi bilemedim. Yetkililere sormak isterim sizin aracılığınızla. Kasap dükkânlarına ve benzeri ürün satan yerlere tahta altlıkları ne için yasakladılar? Bunun insan aklına mantığına ve sağlıklı vücut için plastiklerden korunmamızın söylendiği bir süreçte bu plastik altlık mecburiyeti nereden çıktı? Acaba ağaç daha çok mikrop tutar diye mi vazgeçildi? Plastiğin mikro parçacıkları ağaçta birikebilen mikropların tehlikesinden daha mı az görüldü?
BİR DE PLASTİK ELDİVEN GERÇEĞİ VAR
Bir de tezgâhtarlara mecbur tutulan plastik eldivenler... Onlar da görünüşte herkesin kabul ettiği hijyen kurallarına uygun olduğu düşünülen uygulama... Tezgâhtar peynir keserken de, balık ayıklarken de, çiğ köfte sararken de hijyene dikkat ederek plastik eldiven takıyor. Hatta artık eldivensiz tezgâhtar yok gibi bir şey. Bunlar görünüşte iyi güzel ama bu eldivenlerin o ellerde ne kadar süreyle kaldığını kim biliyor? O eldivenli görevli elindeki eldiveni takıp çıkarmamak için elindeki eldiveni nice hijyen olmayan temizlik bezini kullanırken, süpürgeyi alırken vb. de tutmuyor mu? O eldiven ıslansa da kirlense de tezgâhtar etkilenir mi? O müşteriye ürün verirken elinde eldiven var mı yok mu ona bakıyor. Müşteri de aynısına bakıyor. Ama her defasında yeni bir eldiven takılması gerekirken bu uygulamaya kimse uyuyor mu?
Kişi belki de sabahtan akşama kadar aynı eldiveni kullanıyor kimsenin bildiği yok... Merak da edilmiyor. Arkadaşım sen benim için yeniden sıfır bir eldiven takmalısın diyebilir mi kimse kimseye? Durduk yerde al başına bir iş. Sana mı soracağım ne zaman eldiven değiştireceğimi?
Görevli tezgâhta iken eldiven kullandı mı kullandı. Şartlar yerine geldi mi geldi. Ama o eldivenlere temizdir hijyendir denilebilir mi? Aksine o tezgâhtar elinde eldiven olmasa idi, eli ıslandığında kirlendiğinde vb. kendisi doğal olarak kendisi rahatsız olacağı için elini temizleyecek ve görevinin başına temiz elle dönecekti. Doğal hijyen kendiliğinden sağlanacaktı. Sanki bu plastik eldivenler bu açıdan hijyen yerine daha sağlıksız bir sunuma savurdu bizi... Ben çok rastladım yanındaki çöp kovasına çöp atıp çöp kovasını tutup kenara koyup aynı eldiven ile hijyenik bir şekilde müşteriye siparişini saran tezgâhtar... Burada ne tezgâhtarın suçu hatası kabahati var ne müşterinin dikkatinin faydası var. Mesele her defasında kullanılıp atılmadığı sürece o eldivenlerde hijyenin kalmayacağı gerçeği var. Dikkat edin bazı yerlerde her müşterinin kendi kendine eldiven takarak ürün almasına yönlendirenler de var her müşteriye hizmet sunarken hep yeni lastik eldiven değiştirenler de. Ama bir de taktığı eldiveni yırtılana kadar kullanan tembeller de... Bu da ayrı bir konu...
M. Ümit Yaşar-İstanbul
Bunun makul, mantıklı bilimsel izahı var mı?
“Konunun kolay idrak edilebilmesi için hiç reklamı olmayan, halkın çoğunun beslenme listesinde yer almayan bir sebzeyi seçtim. Bu ürünün Anadolu'da üretildiği (Ege, Marmara Bölgesi) yerler belli. Örnek olarak seçtiğim marketlerin mağaza konsepti, müşteri kitlesi birbirine çok benziyor. Son derece faydalı bir gıda olan pancarın 1 kilosunun satış fiyatı nasıl oluyor da 59,90 ile 139,95 TL arasında değişebiliyor? 60 lira nere 140 lira nere?
Bunun makul, mantıklı, bilimsel izahatını ben yapamıyorum. Bir ülkede temel gıda fiyatlarında böylesine facia fiyat uçurumları varsa orada ticaret ahlakı kalmamış demektir.
Anlat Derdini Feridun Ağabey'de önceki yazılar...
