GÜLİSTAN DOKU
Beş yıl önce ortadan kaybolan bir genç kız: Gülistan Doku.
Resmi makamlara göre intihar.Ailesine göre cinayet.
Beş yıl boyunca dosya yerinde saydı.Beş yıl boyunca gözler kapalıydı, kulaklar tıkalıydı.Kimse ailenin iddialarını ciddiye almadı.
Peki ne oldu da şimdi, birdenbire bu dosya yeniden açıldı?Neden bugün?
Bu sorunun cevabını, Özgür Özel’in gündeme taşıdığı iddialar arasında arayanlar var.
İddiaya göre, dünün İstanbul Başsavcısı, bugün ise Adalet Bakanı olan Akın Gürlek’in basın danışmanı Furkan Torlak tarafından bazı medya kuruluşlarına bir bilgi notu iletiliyor.Bu notta, Gülistan Doku operasyonuna ilişkin haberlerde Gürlek isminin özellikle öne çıkarılmasının istendiği ileri sürülüyor.
Yani mesele sadece adalet mi, yoksa bir imaj çalışması mı?
Sanırım ikincisi daha ağır basıyor.
Peki neden buna ihtiyaç duyuluyor?
CHP’li belediyelere yönelik başlatılan operasyonlar ile ilgili;
“Turpun büyüğü” dendi.“Asrın yolsuzluğu” dendi.“İddianame çıksın, birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar” dendi.“Ahtapotun kolları” dendi.
Devlet kanalları dahil birçok medya organı günlerce aynı dili kullandı.Kimi yayınlarda doğruluğu tartışmalı görüntüler ve iddialar dolaşıma sokuldu.
Toplumun önemli bir kesimi ikna olmadı.Aksine, yargının siyasallaştığı yönündeki kanaat daha da güçlendi.Adalete olan güven ciddi şekilde sarsıldı.
Beş yıldır görmezden gelinen bir dosya tozlu raflardan indirildi.Gözaltılar, operasyonlar, yeni bir “kararlılık” görüntüsü…
Söylemleriyle kamuoyunu ikna edemeyenler, çözümü beş yıldır kulaklarını tıkadıkları Doku ailesinin feryadına kulak vermekte bulmuş görünüyor.
“Elini taşın altına koyan savcı”…“Sonuna kadar gitmeye kararlı bir Adalet Bakanı”…
İnsan sormadan edemiyor:
Bu dosyaya daha önce bakan savcılar neden aynı kararlılığı göstermedi?Önceki Adalet Bakanları neden “sonuna kadar gitme” iradesini ortaya koymadı?
Yoksa mesele cesaret değildi de,taşın altındaki vicdanlar mıydı?
Eğer bugün mümkünse, neden dün değildi?
Yıllardır süren bir acı,
bugün bir “başarı hikâyesine” dönüştürülmek isteniyor.
Dün Doku ailesinin feryadını duymayanlar,
iddiaları görmezden gelenler,
şimdi o acının üzerinden kendilerine bir başarı hikâyesi yazmaya çalışıyor.
Bir tür güven tazeleme çabası…
Eğer bu süreç gerçekten gerçeğe ulaşırsa,en azından Gülistan Doku’nun ailesi için bir anlamı olur.
Ve umut etmekten başka çare yok:
Adalet, sadece gerektiğinde hatırlanan bir araç değil,her zaman işleyen bir sistem haline gelir.
Darısı diğer karanlık dosyaların başına…
