NATO’nun Gizli Orduları: Gladio Operasyonu ve Türkiye’de Derin Devletin Oluşumu
Soğuk Savaş dönemi, dünya genelinde bloklar arasında güç mücadelesine sahne olmuş, özellikle NATO ve Sovyetler Birliği arasında stratejik gerilimler artmıştır. Bu dönemde NATO, olası bir Sovyet işgaline karşı ülkelerinde gizli paramiliter ağlar oluşturmuştur. Bu ağların en bilinen örneği İtalya’daki “Gladio” operasyonudur (Ganser, 2005). Ancak benzer yapıların Türkiye’de ve diğer birçok NATO üyesi ülkede de oluşturulduğu bilinmektedir (Söyler, 2019).
Gladio, NATO tarafından Soğuk Savaş boyunca Sovyetler Birliği ve müttefiklerine karşı oluşturulan gizli paramiliter yapının kod adıdır. İlk kez İtalya’da ortaya çıkan bu yapı, farklı ülkelerde farklı isimler ve biçimlerde varlık göstermiştir (Ganser, 2005). Türkiye’de ise bu yapı, Özel Harp Dairesi (ÖHD) ve Kontrgerilla olarak bilinmektedir. Bu yapıların temel amacı dış işgale karşı direnç göstermek olsa da, zamanla iç siyasette belirleyici rol oynayan derin devlet yapısına dönüşmüştür.
Bu bağlamda, NATO’nun rolü, ABD ve İngiltere gibi müttefik ülkelerin istihbarat teşkilatlarının desteği ve Türkiye’deki yansımaları detaylı biçimde incelenmelidir.
Gladio, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği’nin olası işgaline karşı kurulmuş gizli paramiliter ağların genel adıdır (Ganser, 2005). Bu yapı, özellikle İtalya’da etkin olmuş ve NATO’nun gizli savaş stratejisinin temel unsuru haline gelmiştir. 1990’da İtalyan Başbakanı Giulio Andreotti, Gladio’nun varlığını resmen kabul ederek, bu yapının NATO ve CIA tarafından desteklendiğini açıklamıştır (Andreotti, 1990).
NATO’nun bu gizli orduları, savaş zamanında işgal altındaki bölgelerde direniş hareketi oluşturmayı amaçlamış ancak savaş sonrası dönemde iç siyasete müdahale ve istikrarsızlık yaratma gibi işlevlere kaymıştır (Söyler, 2019). Yapının yapısı ve işleyişi hakkında resmi bilgiler uzun süre gizli tutulmuş, sadece sızan belgelerle ve siyasi itiraflarla kamuoyuna yansımıştır (Ganser, 2005).
Gladio’nun oluşumunda ABD ve İngiltere istihbarat örgütleri CIA ve MI6 kritik rol oynamıştır. Bu istihbarat teşkilatları, Avrupa’daki sol ve komünist hareketlere karşı yeraltı operasyonları yürütmüştür. Bu operasyonlar, zaman zaman terör eylemlerine ve siyasi suikastlere kadar varan yöntemlerle gerçekleştirilmiştir (Ganser, 2005).
NATO’nun resmi politikası, bu gizli orduların Sovyet işgaline karşı tedbir olduğu yönündedir. Ancak, uygulamada bu yapıların demokratik süreçlere zarar verdiği, siyasi partiler üzerinde baskı oluşturduğu ve toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiği tespit edilmiştir (Söyler, 2019). İtalya ve diğer bazı ülkelerde Gladio operasyonlarının siyasi manipülasyonlarda kullanıldığı belgelenmiştir.
Bu bağlamda, Gladio’nun tarihsel kökenleri ve NATO içindeki yeri, Türkiye’deki derin devlet yapılanmasının anlaşılması için önemli bir referans noktasıdır. NATO’nun gizli orduları, savaş sonrası jeopolitik dengeleri şekillendirmiş ve Türkiye’deki Özel Harp Dairesi gibi yapılar için model oluşturmuştur.
Türkiye’de Gladio’nun karşılığı olarak “Kontrgerilla” ve “Özel Harp Dairesi” (ÖHD) adı verilen gizli yapılar 1950’lerden itibaren NATO ve CIA iş birliğiyle oluşturulmuştur (Söyler, 2019). Bu yapılar, Seferberlik Tetkik Kurulu’nun devamı niteliğindedir ve Sovyetler Birliği’nin olası işgaline karşı direnişi sağlamak amacıyla kurulmuştur.
ÖHD ve Kontrgerilla’nın kuruluşu, NATO’nun Türkiye’deki askeri varlığının ve ABD’nin bölgedeki stratejik çıkarlarının bir parçası olarak görülmektedir (Curtis, 2018). Bu yapılar, dış tehditlerin ötesinde, iç politikada da muhalif hareketlere karşı faaliyet göstermiştir. 1970’ler ve 1980’lerdeki siyasi kargaşada ÖHD’nin rolü büyüktür.
Başbakan Bülent Ecevit, 1973’te Kontrgerilla’nın varlığından haberdar olduğunu ifade etmiş ve bu durumun Türkiye’nin demokratik işleyişi için tehlikeli olduğunu belirtmiştir (Ecevit, 1973). Ancak devlet içinde derinleşen bu yapı, siyasi partiler, ordu ve istihbarat örgütleri arasında karmaşık ilişkiler ağı oluşturmuştur.
Özel Harp Dairesi, devlet içinde “derin devlet” olarak adlandırılan yapının çekirdeğini oluşturmuş, sadece dış düşmanlara değil, aynı zamanda iç muhaliflere karşı da operasyonlar düzenlemiştir. Bu yapı, özellikle 12 Eylül 1980 darbesi öncesinde ve sonrasında güç kazanmıştır (Söyler, 2019).
Bu yüzden, Türkiye’de Gladio’nun yansımaları olarak kurulan ÖHD ve Kontrgerilla, demokratik düzeni tehdit eden, devletin resmi yapıları dışında paralel ve gizli güç odakları olarak varlığını sürdürmüştür.
Türkiye’de Gladio benzeri yapılar, resmi devlet yapılarının ötesinde bir güç odağı olan “derin devlet” kavramının oluşumunda temel rol oynamıştır (İnsel, 2010). Özel Harp Dairesi ve Kontrgerilla, başlangıçta dış tehditlere karşı direnme amacı taşırken, zamanla iç siyasi dengeleri değiştirmek ve muhalefeti kontrol altına almak için kullanılmıştır. Bu durum, demokratik süreçleri zayıflatmış ve siyasi istikrarsızlıkları tetiklemiştir.
1971 ve 1980 askeri darbeleri, derin devletin etkisinin en açık şekilde ortaya çıktığı dönümlerdir (Ahmad, 1993). Darbelerde rol alan ordu içindeki üst düzey generaller, bu gizli yapılarla bağlantılıydı. Özellikle 1980 darbesi sonrası General Kenan Evren’in liderliğindeki yönetim, Kontrgerilla ile yakın iş birliği içinde hareket etmiş ve devlete alternatif bir güç odağı yaratmıştır (Sayarı, 1996).
Derin devlet yapısı, sadece askerî kesimlerle sınırlı kalmamış; polis, istihbarat ve bürokrasi içinde paralel yapılar oluşturmuştur. Bu unsurlar, sivillere yönelik baskı ve takip faaliyetleri gerçekleştirmiş, siyasi partilere, sendikalara ve sivil toplum kuruluşlarına müdahalelerde bulunmuştur (Zürcher, 2004). Böylece demokratik meşruiyet zedelenmiştir.
Bu yapılar aynı zamanda faili meçhul cinayetler, siyasi suikastlar ve terör faaliyetlerinin arkasında olduğu iddialarıyla anılmıştır (Yavuz, 2001). Derin devletin bu tür yöntemlerle toplumsal kontrolü sağlama çabası, Türkiye’de siyasi kutuplaşmayı artırmış ve demokratik kurumların işleyişine zarar vermiştir.
Bilinen bu, derin devlet Türkiye’de demokratikleşme sürecini engelleyen, hukuk devletini zayıflatan ve siyasal istikrarı tehdit eden bir unsur olarak ortaya çıkmıştır. Bu yapının kökenlerinde Gladio benzeri NATO destekli gizli orduların rolü büyüktür (Söyler, 2019).
1996 yılında Susurluk’ta meydana gelen trafik kazası, Türkiye’de derin devletin devlet-mafya-istikbarat üçgenindeki ilişkisini açıkça ortaya koymuştur (Özdemir, 1997). Kazada, devlet güvenlik güçleriyle iç içe geçmiş “ülkücü mafya” lideri Abdullah Çatlı, bir milletvekili ve polis şefi birlikte ölmüştür. Bu olay, devletin bazı unsurlarının yasa dışı örgütlerle iş birliği içinde olduğunu göstermiştir.
Susurluk kazası, kamuoyunda derin devlet kavramının somut bir göstergesi olarak kabul edilmiştir (Akçam, 2006). İlgili kurumların suç örgütleriyle bağlantısı, devlet otoritesinin sınırlarını sorgulatmış ve geniş çaplı tartışmalara neden olmuştur. Bu........
