Enerjide bağımsızlık: Türkiye'nin Kızılelma'sı
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, 2 Ağustos 2026 tarihinde Türkgün Gazetesi’nde yayımlanan “Türk ve Türkiye Yüzyılının Dayanakları”na ilişkin değerlendirmesinde, beşinci dayanağı “Enerji Meselesinin Tam Çözümü” olarak açıklamış ve stratejik hedefi son derece güçlü bir ifadeyle ortaya koymuştur:
“Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin Kızılelma’sıdır.”
Bu yaklaşım, yalnızca enerji üretiminin artırılmasına ilişkin sektörel bir hedef değildir. Enerjiyi, millî bağımsızlığın, ekonomik kalkınmanın, güvenliğin, bölgesel istikrarın ve devlet kapasitesinin temel unsurlarından biri olarak gören kapsamlı bir gelecek tasavvurudur.
Enerji, tarladaki üretimden fabrikadaki çarklara, ulaştırmadan haberleşmeye, sağlık hizmetlerinden savunma sistemlerine kadar hayatın bütün alanlarını ayakta tutan stratejik bir omurgadır. Enerjinin güvenli, kesintisiz ve uygun maliyetle sağlanamadığı bir ülkede ekonomik istikrardan, sanayi rekabetçiliğinden ve tam bağımsız bir dış politikadan söz etmek mümkün değildir.
Bu nedenle enerji bağımsızlığı kavramını doğru tanımlamak gerekir.
Enerjide bağımsızlık, Türkiye’nin hiç enerji ithal etmemesi değil; ihtiyaç duyduğu enerjiye hangi kaynaktan, hangi güzergâhtan, hangi teknolojiyle ve hangi maliyetle ulaşacağına kendisinin karar verebilmesidir.
Bu tanım, bizi yalnızca Karadeniz gazı ve Gabar petrolü üzerinden yürütülen dar bir değerlendirmeden çıkararak daha kapsamlı bir millî enerji doktrinine ulaştırmaktadır.
Çünkü gerçek enerji bağımsızlığı yalnızca yer altından daha fazla petrol veya doğal gaz çıkarmaktan ibaret değildir. Aynı zamanda kaynakları çeşitlendirmek, enerji güzergâhlarını yönetebilmek, depolama kapasitesi oluşturmak, elektrik şebekesini dayanıklı hâle getirmek, enerji teknolojilerini millîleştirmek, yenilenebilir ve nükleer üretimi artırmak, sanayinin enerji ve karbon maliyetlerini düşürmek ve dış kaynaklı fiyat, yaptırım ve tedarik risklerine karşı millî hareket alanı kazanmaktır.
Enerji artık millî güvenlik meselesidir
Sayın Bahçeli’nin değerlendirmesindeki en önemli tespitlerden biri, enerji meselesinin klasik “arz güvenliği” anlayışının ötesine taşınmasıdır.
Bugün enerji limanlarının, petrol rafinerilerinin, boru hatlarının, doğal gaz depolarının, elektrik iletim sistemlerinin ve denizaltı enerji bağlantılarının doğrudan hedef hâline gelebildiği bir dünyada yaşıyoruz. Artık yalnızca petrolün veya doğal gazın bulunup bulunmadığı değil, bu kaynakları üretmeye, işlemeye, taşımaya ve tüketiciye ulaştırmaya imkân veren bütün........
