Adnan, İbrahim Beylerden kurtulamadık, haksız duruma düştük!
Lenin ve diğer önde gelen devrimci Marksistler Balkan Savaşları'nda Osmanlı'yı yağmalanmak istenen, dağılmanın eşiğinde bir ülke olarak gördüler. İmparatorluğun devrinin dolduğunu biliyorlardı, onunla taraf olamazlardı ama yine de "Türklerin mağdur edildiği"ni düşündüler.
Bu bağlamda 1908 Jöntürk Devrimi'ne İngiltere, Fransa ve Rusya'nın başını çektiği büyük güçler tarafından tuzak kurulduğunu, her zaman destekledikleri ulusal kurtuluş hareketlerinin bu güçlerin çıkarlarına hizmet etmesine duydukları tepkileri dile getirdiler.
Birinci Dünya Savaşı'ndaki kapışmaya katılan büyük devletler içinde Lenin'in en az karşısına aldığı da yarı sömürgeleşmiş Osmanlı'ydı. Rusya, Almanya, İngiltere, Fransa, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'na dönük tutumu son derece tavizsiz olan Lenin, Osmanlı'nın parçalanmasını paylaşım savaşının en kritik konularından biri olduğunu biliyor ve Türkleri savaşın kurbanlarından sayıyordu.
Savaş bitti, Osmanlı kaybedenler tarafındaydı. Tersi olsaydı da yine dağılırdı, ömrünü tüketmişti.
Versay ve Sevr ile kazanan emperyalist güçler, savaş öncesi hedeflerine ulaştılar.
Daha doğrusu ulaştıklarını sandılar.
Hiç hesapta olmayan gerçekleşmiş, savaş daha bitmeden Rusya'da işçi sınıfı ülkenin dümenini ele geçirmişti. Komünistler kendilerine yakışanı yaptılar, bütün ilhakları reddettiler, gizli anlaşmaları çöpe attılar ve emperyalizme karşı tüm ezilenlerin yanında bir dış politika pratiğini hayata geçireceklerini ilan ettiler.
Dolayısıyla Anadolu'da örgütlenen direniş ve bu direnişin siyasal ve askeri merkezi haline gelen Ankara........
