12 Eylül direnişçisi: Reha İsvan
12 Eylül 1980 darbesinden bu yana 46 yıl geçti. Bu faşist nitelikli askeri darbe, 1970’lerde yükselen sol hareketin önünü kesmek, yine bu bağlamda yükselen işçi sınıfı mücadelesini sekteye uğratmak, DİSK başta olmak üzere emek örgütlerini güçsüzleştirmek, sendikal hakları budamak amacını güdüyordu.
Keza “ihracata dönük sanayileşme” adı altında ücretlerin baskılanıp ülke kaynaklarının dışa açıldığı yeni bir sermaye birikim modeli yaratılmayı hedefliyordu. 12 Eylül darbesi, 1982 Anayasası ile sosyal ve sendikal haklara kısıtlama getirirken aynı zamanda din derslerinin zorunlu hale gelmesini sağlayarak siyasal İslamcı hareketin gelişmesine de zemin hazırlamıştır.
Darbeyle birlikte ülkede bir “cadı avı” başlamış, özellikle sol kesimde sendikacılar, devrimciler, demokratik kitle örgütünün yöneticileri ve üyeleri gözaltına alınmış, işkenceden geçirilmiştir. Bu süreçten Barış Derneği yöneticileri de nasibini almış, 44 kişi tutuklanmıştır.
Emekli büyükelçi Mahmut Dikerdem’in başkanlığını yaptığı derneğin yöneticileri ve kurucuları arasında Dr. Erdal Atabek, dönemin İstanbul Barosu Başkanı Orhan Apaydın, gazeteciler Ali Sirmen, Hüseyin Baş, şair ve yazar Ataol Behramoğlu, siyasetçi Kemal Anadol, Prof. Dr. Metin Özek, Doç. Dr. Gencay Şaylan gibi aydınların yanı sıra eski İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan’ın eşi, eğitimci Reha İsvan da vardı.
Deneyimli gazeteci/yazar Zeynep Oral, Barış Derneği davasının tek kadın sanığı olan Reha İsvan’ın 12 Eylül dönemindeki yaşadıklarını kaleme almıştır. Yazarın “Direniş ve Umut Reha İsvan” isimli kitabında (Metis yayınları, 2013), 38 ay tutuklu kalan bu kadın eğitimcinin dimdik duruşuyla direnişin ve umudun simgesi olduğu belirtilir.
Reha İsvan (1925-2013), 27 Şubat – 23 Aralık 1982 ile 14 Kasım 1983-17 Şubat 1986 tarihleri arasında tutukluydu. Zeynep Oral, Reha hanımla Metris Cezaevi’nden çıktıktan sonra bir nehir söyleşisi gerçekleştirir ve daha sonra bunu kitap yapar.
Reha İsvan’ın tutuklandığı gün, eşi Ahmet İsvan da DİSK davasından 14 Kasım 1980’de tutuklanmıştı. Zeynep Oral, Reha İsvan’ın tutuklanışını anlatırken kadın polis memurunun “Özür dilerim, size kelepçe takmak zorundayım” şeklindeki sözlerine karşılık Reha hanımın “Buyrun, onlar benim onur bileziklerim” dediğini ifade eder.
Reha İsvan’in babası Kemal Doğan asker kökenlidir, Kara Harp Okulu’ndan topçu subayı olarak mezun olduktan sonra 1908’de İstanbul’daki 31 Mart gerici ayaklanmasını bastırmak için Selanik’ten yürüyüşe geçen “Hareket Ordusu”nda görevlidir.
Kemal Doğan, Birinci Dünya Savaşı sırasında çeşitli cephelerde savaşır, Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıktığında yanındadır, Büyük Taarruz’da da topçu komutanı olarak görev yapar ve İzmir’in kurtuluşu sırasında da yine görev başındadır.
Albay Kemal’in 29 Ekim 1925 tarihinde ilk çocuğu doğar, adına Cumhuriyet, kurtuluş anlamına gelen Reha ismini verir. Kemal Doğan,........
