menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kiralık Aile: Kendimize anlattığımız hikayeler ne zaman gerçek olur?

19 0
18.01.2026

Olaylar günümüz Tokyo’sunda geçiyor. Metropol olarak bakarsak 35 milyon civarında, şehir merkezi olarak ise 15 milyon civarında insan yaşıyor Tokyo’da. Küçücük evlerde içiçe geçmiş hayatlar. Ve klasik hikaye, kalabalık içinde yalnızlık… Filmimizin girişinde sinema tarihinin müstesna örneklerinden aşina olduğumuz karşı pencere görüntüleri. Yalnızlar kervanından Amerikalı Phillip Vanderploeg (Brendan Fraser) maksimum iki artı bir (bir çift ve bir çocuk) ama genelde tek başına hayatları dikizliyor. Başka evler daha mı neşelidir hep?

Phillip 50’lerinde Amerikalı bir oyuncu. Japonya’ya 7 yıl önce bir diş macunu reklamının süper kahramanını oynarak gelmiş. Sonra dönmemiş. Amerika’da yalnız olmaktansa Japonya’da “yalnız yabancı” olmayı tercih etmiş. Yalnız yabancı sanki biraz daha kabul edilebilir bir durum. Oyuncu olarak hayatına devam etmek istiyor ama işler kesat. En son ağaç kostümüyle bir yerlerde boy göstermiş. 1.92’lik boyuyla Japonlara göre büyük bir ağacı oynamak için daha uygun biri, hatta biçilmiş kaftan; diğer yandan da ağaç rolü bile bir şeydir sonuçta.

Bir sabah telefonla bir iş çağrısı geliyor ve siyah takım elbisesini giyip zar zor bir cenaze törenine yetişiyor. Burada rolü “üzgün Amerikalı”. Cenazenin ölüsü ise henüz ölmemiş, hayatının değerini anlayabilmek için profesyonel bir şirketle cenaze töreni düzenlemiş. Bunca insan ağlıyor, onunla ilgili güzel şeyler anlatıyor. Adam, tabutunda yatarken mutlu. Bu Japonlar tuhaf insanlar. Toplumsal maskelerle dalga geçiyor gibiler.

Öyle tuhaflar ki 1980’lerden itibaren Japonya’da 300’den fazla “Kiralık Aile” şirketi tıkır tıkır iş yapıyor. Hani olur ya, üniversite bitince “hadi artık vakti geldi” imalarıyla karşılaşırsınız. Çoğumuz böyle böyle evlendik, en azından bizim jenerasyonda. Japonlar çaresini bulmuş: Bir damat kiralıyorsun, düğün yapılıyor. Böylece “aile istediği hatıralara, genç kadın da özgürlüğüne kavuşuyor.” Ya da çoğu Uzak Doğu filminden biliriz, cenazelerin kalabalık ve çok ağlamalı olması gerekiyor, aile için bir tür saygınlık gösterisi bu. O zaman başvuruyorsun şirkete, en acıklı konuşup en çok ağlayacak elemanlar cenazede yerini alıyor. Herkesin içi rahat. Zaten gözyaşlarının gerçekliği konusu bir muamma değil mi? Ağlarsa anam ağlar, gerisi yalan ağlar diye boşuna mı diyoruz?

Sektörde niş bir alanı dolduran 1.92’lik Amerikalı Phillip, ilk başta bu Kiralık Aile işini yadırgasa da, nispeten kolay para kazandığı ve sürekliliği olan bu işte çalışmaya başlıyor. Cenazede üzgün Amerikalı, düğünde sorumluluk sahibi yabancı damat, yalnız başına bilgisayar oynamaktan sıkılan ev gencinin evinde eşlikçi… İş arkadaşları da benzer görevlerde. İyi kalpli yardımsever amca geliyor, senin yapamayacağın tamir işlerini yapıyor, bir yandan da amca gibi tatlı sohbetiyle güven veriyor. Ya da saatlik kız arkadaş kiralıyorsun. Maksimum fiziki temas el ele tutuşmak, daha ilerisi ya da özel bir mekanda yalnız........

© Serbestiyet