Kalbi Söylettirmek Ruhu İşlettirmek-I
Mukaddime
İnsan; külli bir ubudiyete müstaid, ulvi vazifeleri ifaya müsait, Halık’ın harika eserlerine dellal ve müşahit bir mahiyette halkedilmiştir. Hiçbir mahlûkata verilmeyen pek çok havas ve letaif ile teçhiz edilmiştir. Böyle cami bir mahiyetin pek kesretli ve külli vazifeleri olduğu tariften âzâdedir.
Teknolojik cihazlarda bulanan ve her biri ayrı bir özelliği çalıştıran düğmeler misali; sahibini arama, malikini bulma, rabbi ile intisap kurma, yoluna adanma gibi ulvi ve külli vazifeler, manevi düğmeler hükmünde olan bu latife ve hislere emanet edilmiştir.
Evet, bu hisler ve latifeler manevi varidatın giriş menfezleri, fazilet ile kemalatın tavattun merkezleri, âlem-i şehadet ile âlem-i gaybın buluşma dehlizleri hükmündedir.
İnsanın camiyetine menba ve medar olan havas ve cihazatının çeşitliliğini bilmek, birbirleriyle ittifak rabıtaları ile ittihad noktalarını öğrenmek, sayısız düğmeler mesabesinde bu hasselerin yönünü yaratılış gayesine çevirmek için elzemdir.
Kemalata medar hadsiz mertebeleri aşabilecek cami bir fıtratta yaratılan şu aciz insanın, manevi seyahatinde havas ve letaifinin birbirine dayanmaları, birbirinin ihtiyacına yardımda bulunmaları, birbirleriyle kucaklaşmalarını hikmet iktiza etmekte, hakikat istemektedir.
Bu itibarla, akıl kalbin bürhanı, kalp aklın kumandanı; ruh aklın ve kalbin sultanı hükmündedir. Evet, insanı fazilet sarayına ulaştıracak akıl ve kalp iki ayak; ruh kemalat miracına burak; sır ve fuad hakikat âlemi için göz ve kulak olarak takdir edilmiştir. Aklın ve kalbin ittihad içinde tesanüdü, ruhun ve sair letaifin........
