menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kimler var kimler... Mamak'ın karanlık odaları

33 0
09.05.2026

“Askerlerin Anlatımı İle Mamak’ta İşkence” kitabını tanıtmaya geçen hafta kaldığım yerden devam ediyorum. Bu eser dünyada bir ilk. Kitap sosyolojik, psikolojik, hukuksal ve bilimsel açıdan çok önemli. Bizde ve dünyada eşi yoktur.

Kitabın dosyasına Mümtazer Türköne de bir sunum yazmıştı. Fakat o yazı kitapta yer almadı. Kendisi de bir ağır Mamak mağduru olan Türköne’nin dediklerini yok saymak olmaz. Onun yazısından birkaç parça:

“ … dostum Recep Küçükizsiz, bu sefer kazmayı üstü nisyan tozlarıyla örtülen yakın tarihin karanlık mezar odalarının tam da merkezine vurdu. Mamak’ı konu edinmek cesaret işi. Benim yüreğim yetmezdi. Ama mutlaka yapılması gerekliydi. Recep kardeşim sondaj makinesini kimsenin aklına gelmeyecek bir yere, o dönemde Mamak’ta askerlik yapanların hatıraları/hafızaları üzerine yerleştirmiş. Tarih bilinci adına çok kıymetli ve bugüne kadar kimsenin müracaat etmediği zengin bir maden kaynağı. Askerlerin tanıklıklarını okurken altüst oldum. Hafızamın en dipteki çekmecelerinden birine koyup kilitlediğim ürkütücü hatıralar ete kemiğe bürünüp karşımda geçit resmine koyuldu.

Gençken insan itiraf edemiyor, zayıflık olarak görüyor; Mamak benim bütün hayatımı zorlayan esaslı bir travmaydı. Geceleri kâbus oldu, gündüzleri takıntı; uzun yıllar boyu beni esir aldı; hayatıma, enerjime, yaptıklarıma set çekti. O cehennemden çıkıp da hayata hiçbir şey olmamış gibi kaldığınız yerden devam edemezsiniz. Bildiğim, tanıdığım arkadaşlarımın hiçbiri edemedi; ben de takıldım kaldım. Aradan geçen yarım asra yakın zamana rağmen hâlâ oradayım.

Hepimiz biraz kafadan sakat, takıntılı, nevrotik kişiliklere büründük. Sebebi Mamak’tır. (…)Bize sopayla söyletilen İstiklal Marşı’nı hala dinleyemiyorum.İçimiz öfkeyle dolmuş, kutsallarımızın içi boşaltılmış, kendimize ve ülkemize güvenimizi kaybetmişiz.Takıntılı bir şekilde Mamak cehenneminin izleriyle yaşarken, zihnimin sağduyuya açık bölgesinde hep şu soruyu sordum:Neden? Neden bize bunları reva gördüler? (…) Kaan Arslanoğlu’nun kitaplarını, bilhassa gerçekçi işkence sahnelerinin yer aldığı Devrimciler’i daha önce okumuştum. Bu kitaba yaptığı katkı çok değerli, müthiş bir derinlik katıyor”

On yıllar boyunca balık bilmezse Halik bilir hesabı yüzlerce yazarı tanıttım, öne çıkardım. Nitekim o balık hafızalı yazarlar içinden çok çok azı benim eserlerimden bahsetti. Türköne onlardan biri olmadığı halde bunu yapmışsa, bu fırsatı kaçıramazdım izninizle… Yarı şaka yarı gerçek.

Mamak’taki işkencenin en çarpıcı mekanlarından biri olan kafesleri anlatsın askerler biraz. Orayı en kestirme tarif etmenin yolu budur.

“Raci Albay geldikten sonra buranın işlevi tamamen değişti. Tutuklular burada korkunç işkenceler görmeye başladılar. Bilhassa polis işkencesinden daha yeni çıkmış, kolu bacağı tutmayan, elleri ayakları kütük gibi şişmiş vaziyetteki komünist ve ülkücü tutuklular buraya gelince öyle bir muamele........

© OdaTV