menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Körfez’de Mahsur Kalanlar Nasıl Dönecek? Bölgedekiler Ne Diyor?

27 0
03.03.2026

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri Katar, Umman, Kuveyt, Bahreyn: Körfez ülkeleri.

Son dönem her birinin adını uluslararası arenada, özellikle de yatırımlarla duyuyorduk.

Bölge, turizm ve alışveriş cenneti, hava yolu koridoru ve finans merkezi.

Fakat 3 günde işin rengi değişti.

Bileşik Arap Emirlikleri’nin başkenti Abu Dabi ve son yıllarda parlayan Dubai ile Katar’ın başkenti Doha vuruluyor.

Füze ile iha fırlatılıyor. Hayatını kaybedenler oldu, yaralılar var.

İran “Askeri hedefleri vurduk”dese de özellikle Dubai’de şehir merkezi, oteller ve havalimanları da hedef alınırken; Doha’da merkeze yaklaşık 55 kilometre uzaklıktaki ABD üssü yakınına düşüyor füzeler.

Denizde de hedef şaşıyor; Körfez ülkelerine ait tankerler zarar görüyor.

Hürmüz Boğazı enerjinin merkezi.

Petrol demek bugün, şimdi, yarın demek…

Petrol demek güç demek.

Dünya ekonomisinin temeli.

Zaten bunca şey “rejim değişikliği, demokrasi için mi?” diye sorduranın ta kendisi.

Körfez ülkeleri son 15 yılda bambaşka hale geldi.

Her milletten insan orada.

Mesela sadece Katar’ın nüfusu 3 milyon, ’ı yabancı.

Görünen lüksün, konforun ötesindekileri yaşayanlar şöyle özetliyor; kalkınan, her an gelişen, çok sayıda milletin tercihi olan; her geçen gün daha da büyüyen, kazanan ve kazandıran bir ülke.

Körfez kalkındıkça, gelir katlandıkça bölge ekonomisi güçlendi.

Fakat, bir anda güç sahibi aktörler işte böyle değişiyor. Körfez ülkelerinin ekonomik istikrarı yatırım ve küresel bağlantı üzerine kurulu. Dolayısıyla da sistem “güven” ekonomisi ile çalışıyor. Tam da bu nedenle İran’ın hamleleri, aslında yalnızca ABD üsleri ya da savaş uçaklarını değil, uluslararası güveni ve yatırımcıları hedef alıyor.

Yani fiziksel yıkımdan ziyade, risk algısına füze atılıyor.

Çünkü yatırımcı psikolojisi bozulduğunda, askeri saldırıdan daha geniş bir etki oluşuyor.

Yaşayanlar için durumu da yazayım:

Mesela Katar’daki okulların neredeyse tamamı yabancıların, çoğunlukla da İngiliz sermayesi.

Ama çok sayıda Finlandiya, İsveç, Fransa, İtalya ve ABD okulları da mevcut.

Liberal bir yapı var, belli müfredata bağlı kalınmıyor.

Şirketler okul ücretini karşıladığı için herkes, hangi okulu ve eğitim sistemini isterse çocuğunu ona gönderiyor. Aslında her milletten insan öncelikle “çocuğunun geleceği” için bölgeyi tercih ediyor.

Bölgeyi çekici kılan nedenlerin başında ise kazanç geliyor. Çalışanlar için maaş dünya ortalamasının çok üzerinde. Fark ortalama 5 kat diyebiliriz. Şirket açanlara direkt oturum veriliyor, vergi muafiyeti de yanında; yani kendi yatırımını yapmak isteyenlerin koştuğu bir coğrafya. Yabancı çalışan olarak giden kişilerin dünyanın her yerinde geçerli sağlık sigortası karşılanıyor. Ve aslında günlük hayatta dünyanın en güvenli ülkeleri… Suç oranı düşük. Bunlara ek olarak, çok düşük faiz ile mortgage uygulaması başladı. Çoğu kişi, başta da Avrupalılar, Körfezi dünyadan izole bir yer olarak görüyor ve yaşamak istiyor. Ayrıca yılın 8-9 ayı bahar havası oluşu, yani iklimi de pek çok kişi için cezbedici. Alışveriş........

© Nefes