YENİ ORTA VADELİ PROGRAM: FAİZ SARMALINDA BİR YANILSAMA VE İKTİSADİ İSTİKBAL MÜCADELESİ
YENİ ORTA VADELİ PROGRAM: FAİZ SARMALINDA BİR YANILSAMA VE İKTİSADİ İSTİKBAL MÜCADELESİ
Hükümet tarafından son açıklanan Orta Vadeli Program (OVP); büyüme, enflasyon ve cari açık hedefleri bakımından maalesef rasyonel bir vizyon sunmaktan uzak, tamamen matematiksel bir yenilemenin ötesine geçemeyen bir tablodur.
İktisadi düzeneğin ve sistemin kendisi temelden sorunlu olduğu sürece, o sistemin üzerindeki parametreleri veya aktörleri değiştirmek olumsuz sonuçları ortadan kaldırmaz. Kurgusu ve işleyişi hatalı bir mekanizmadan olumlu ve kalıcı bir sonuç çıkması beklenemez. Bugün yürürlükte olan finansal para sistemi; faizli borçlandırma ve sarmal para yaratma modeline dayanan, üretimi, emeği ve alın terini adeta cezalandıran bir yapıya bürünmüştür.
Enflasyonun Temel Nedeni: Yapısal Faiz Sarmalı
Piyasaya giren her parasal tanımlama, beraberinde kaçınılmaz bir faiz yükü getirmektedir. Bu yük; mal ve hizmet fiyatları üzerinden üreticinin, tüketicinin, çalışanın ve emeklinin sırtına vurulmaktadır. Faizin doğrudan bir maliyet unsuru olarak fiyatlara yansıması, enflasyonu yapısal bir sorun haline getirmektir.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in uyguladığı faiz artırım politikaları, maliyet enflasyonunu körüklemiş; yüksek faiz ortamı üreticinin ve tüketicinin finansmana ulaşmasını engellemiştir. “Talebi kısarak enflasyonu düşüreceğiz” söylemi, parası olan kesimlerin faiz gelirleriyle daha da zenginleşmesine hizmet etmiş; elde edilen faiz gelirleri üretime değil, lüks tüketime yönelmiştir.
Tasarruf tedbirleri adı altında dar gelirliyi ve emekliyi ezen bu anlayış, TÜİK’in gerçeklerden uzak rakamlarıyla giderleri kısarak enflasyonla mücadele ettiği illüzyonunu üretmektedir. Borç ekonomisini ayakta tutabilmek adına Finansçı yapıyı—yani para ticaretini—güçlendirme yoluna gidilmiş; içerideki borçlanma faizlerini ödeyebilmek için vergiler ve cezalar akıl almaz oranlarda artırılmıştır. Kısacası, sistemin faiz yükü doğrudan halkın omuzlarına yüklenmiştir.
Dış Borç Kısır Döngüsü ve Sıcak Para Bağımlılığı
Uygulanan politikaların ana hedefi, Londra merkezli finans çevrelerine yüksek faiz ve kur garantisi sunarak sıcak para çekmek ve vadesi gelen kısa vadeli dış borçları sürdürülebilir kılmaktır. Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stoku 239,5 milyar dolara ulaşmıştır. Dışarıdan gelen sıcak para; yüksek faiz ve kur garantisiyle TL’ye dönmekte, vadesi geldiğinde ise astronomik bir dolar faiziyle tekrar yurt dışına transfer edilmektedir.
Sonuç olarak OVP, iç ve dış faiz ödemelerinin kesintisiz devamını sağlamaya dönük bir çerçeve çizmektedir. Bu durum; devletin, esnafın ve iş dünyasının sürekli faiz ödemesi, çalışanların ve emeklilerin ise alım gücünün günden güne erimesi anlamına gelmektedir.
Muhalefet ve Ortodoks Zihniyet İllüzyonu
Bugün ekonomi sahnesinde büyük bir tiyatro oynanmaktadır. Ortodoks ekonomistler ve........
