menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (273)

21 0
latest

“Dört sene evvel M. Mussolini ile Roma’da mülâkat etmek şerefine mazhar olmuştum. Bu İtalyan – Türk dostluk muahedesinin ferdalarında idi. M. Mussolini, Yunanistan’la bizi bir türlü anlaştırmıyan mübadele işlerini telmih ederek:

‘- Milletlerin ve sulhün yüksek menfaatleri, üç kuruş aşağı, beş kuruş yukarı hesap meselelerile kıyas kabul etmiyecek derecede büyüktür.’

diyor ve Türk – Yunan ihtilâfının bir an evvel husulündeki yüksek insanî gayelere işaret ediyordu.

“Daha dün Rusya’dan dîğer büyük bir milletin yüksek ve kıymetli dostluk intibâlarile meşbû olarak avdet etmiş bulunuyoruz”

“O zamandan bu zamana kadar kat’olunan mesafelerin büyüklüğü, bu büyük işlerin bu suretle tahakkukuna çalışanların simalarını alabildiğine yükseltecek mikyaslarda ileri gitmiştir.

“Geçen sene Yunanistan’da ve Macaristan’daki dostluk tezahürleri binnefis tarihi hayrete düşürecek kadar büyük ve parlak idi.

“Daha dün Rusya’dan diğer büyük bir milletin yüksek ve kıymetli dostluk intibalarile meşbu olarak avdet etmiş bulunuyoruz.

“Bugün Akdeniz’de sulhün kuvvetli muhafızlarından diğer büyük bir milletle çok yüksek mahiyetli ve o derece kıymetli dostluğumuzu tes’ide gidiyoruz.” (Yunus Nadi, “Başlı başına bir tarih… Faşist İtalya ile Kemalist Türkiye arasındaki dostluğun asıl kıymeti nedir?”, Cumhuriyet, 22.5.1932, ss. 1 ve 2)

“İsmet Paşa, Türk – İtalyan dostluğunun istik̆bâl̃de daha kuvvetli olacağını söyledi”

Cumhuriyet, “Kemalist Türkiye”nin Faşist İtalya’yle dostluğunu tebârüz ettiren neşriyâtına müteâk̆ib günlerde de devâm edecekdir:

“Türk-İtalyan dostluğunun takviyesine doğru… İsmet Pş. dostluğumuzun istikbalde daha kuvvetli olacağını söyledi…” (Cumhuriyet, 23.5.1932, s. 1)

“M. Mussolini, İsmet Pş. yı istasyonda karşıladı, Kral Hz. öğle yemeğine davet etti, Roma’da halk tezahürat yapıyor…” (Cumhuriyet, 26.5.1932, s. 1)

“İsmet Pş. nın Roma’da İlk Beyanatı: İki devlet şefinin telâkîsi mevcut dostluğu kuvvetlendirmiştir… Türk-İtalyan muahedesi 5 sene temdit edildi… Evvelki gece Kral Hz., dün de M. Grandi birer ziyafet verdiler…” (Cumhuriyet, 27.5.1932, s. 1)

“Roma Telâkîsinin Parlak ve Mes’ut Neticeleri… İki hükûmet şefinin nutukları… Müşterek rabıtaların asıl gayesi dostluk ve sulhe hizmetten ibarettir… Mussolini diyor ki: Siyasî dostluk ve teşriki mesainin mes’ut neticeleri bizi bu yolda sebata sevkediyor!” (Cumhuriyet, 28.5.1932, s. 1)

“İsmet Paşa Roma kışlalarını gezdi… İsmet Pş. dost İtalya’nın askerleri arasında… Başvekil suvari ve topçu talimlerinde bulundu, gördüğü intizamı takdir etti… [Yunus Nadi’nin başmakālesi] Türk-İtalyan dostluğunun sıkı bir tahlili… Bu dostluk, Akdeniz havzasında hatırı sayılacak kadar ağır basan bir kombinezonun çok mühim bir parçasıdır… Dostluğun istinat ettiği tarihî esaslar…” (Cumhuriyet, 29.5.1932, s. 1 ve 3)

“İtalyanlar, istik̆l̃âl̃ cidal̃imize çok teveccühk̃âr bulundular”

Yunus Nadi, bu başmakâlesinde (“Dostluğun istinat ettiği tarihî esaslar…”), İtalya’nın İstiklâl Harbimizi desteklediğini bir def’a daha hatırlatarak, aradaki dostluğun başlıca bir mesnedinin bu vâkıa olduğunu ifâde ediyor:

“…İtalya’nın istiklâl cidalinde Türkiye’yi hiç iz’aç etmemiş olduğunu hatırlayıp hatırlatmağı tercih ederiz. Umumî harbin mütarekesini takiben alelâde işgal kuvvetleri arasında İtalyanlar dahi Türkiye’ye gelmişlerdi ama evvelâ onlar çok dürüst ve insanî hareket ettiler, saniyen istiklâl cidalimize çok teveccühkâr bulundular, salisen sırası gelince kendiliklerinden memleketimizi terkedip gittiler. En mukaddes bir davamızda bu milletle aramızda kan dökülmemiştir.”

Yunus Nadi’nin aynı makâledeki şu tesbîtleri de dikkate şâyândır:

“Biz Çarlık Rusya’sile düşman idik, Bolşevik Rusya ile ise gayet samimî dost bulunuyoruz. […] Çarlığın yıkılmasını biz ihzar ettik, Bolşevikler ikmal ettiler. […] …Çanakkale müdafaasının Moskof Çarlığını yıkmış olduğunda en ufak şüpheye mahal yoktur.”

Ve İsmet Paşa ile ekipi, İtalya’yle işbirliğini arttıracak adımlardan sonra Memlekete avdet ediyorlar:

“Türk ve İtalyan Başvekillerinin Mühim Beyanatları… İsmet Pş. nın Roma’daki temas ve mükâlemeleri hakkında mühim bir tebliğ neşrolundu… İtalya bize kredi açıyor… Türk-İtalyan ticaretini yeni esaslara bağlamak için bir komisyon yapılacak… İki Başvekil arasında yeni bir mülâkat vuku buldu. Âyân Meclisinde, Ziraat Enstitüsünde ziyafetler verildi. İsmet Pş. ve arkadaşları dün gece saat 10.30 da Roma’dan ayrıldılar…” (Cumhuriyet, 30.5.1932, s. 1)

Makyavelist siyâset böyle bir şey!

Kalem münâkaşası, Kemalizm – Komünizm yoldaşlığını da gün ışığına çıkardı

Türkçenin Istılâh Mes’elesi ve İdeolojik Kaynaklı Sapmalar (Ankara: Kurtuba Yl., 2013), Türkiye’de 1920’li, 30’lu Senelerde Tercüme Faâliyeti (Ankara: Kurtuba Yl., 2018) gibi kitab çalışmalarımızda ve Yeni Söz’de senelere (2017 – 2023) yayılan neşriyâtımızda Kemalizm ile Komünizm arasındaki işbirliğine dikkati çekmiş bulunuyoruz. İşbu çalışmamızın 6 Ekim 2025 târihli 145. tefrikasında dahi aynı vâkıaya işâret etmiştik.

(-Türkiye Komünist Hareketinin lider kadrosundan Sertel’lerin gazetesi- Tan, 10.11.1940, s. 1)

Kemalizm, her siyâsî temâyülden Sabataîlerin ortak paydasıdır… Dîğer taraftan, Türkiye’de Komünist hareketi, 1920’li senelerden îtibâren, “Feodaliteyi tasfiye etmesi beklenen” ve Materyalizm üzerine kurulu Kemalizme yaslanarak serpilip gelişmiştir…

Bahis mevzûu olan, mahdûd, daha ziyâde ideol̃ojik pl̃anda kalan ve Komünist ik̆tidârının têsîsine yol açmıyacak bir işbirliğidir. Şöyle ki:

Her iki ideol̃oji de Materyalizme istinâd ettiği için, Kemalist Hük̃ûmet ve onun “Büyük Şef”i, Memlekette Materyalizmi yaymak maksadıyle Komünist neşriyâtına büyük müsâmaha göstermiştir. Bundan mâadâ, “Büyük Şef”e bîat etmek şartıyle, birçok Komünist liderine yüksek mevk̆iler tahsîs edilmiştir. (Bu cümleden olarak birkaç isim: Vedat Nedim Tör, Burhan Âsaf Belge, Şevket Süreyya Aydemir, İsmail Hüsrev Tökin, Ahmet Cevat Emre, Sadreddin Celâl Antel, Şevket Aziz Kansu, ilh…) Dîğer taraftan, Komünist Hareketinin ik̆tidârı zaptedecek kadar kuvvetlenmesine mânî olmak için de, zamân zamân Komünist tevk̆îfâtı yapmaktan hâlî kalınmamıştır. Bu tevk̆îfât, hiçbir zamân, meselâ “Mürteci” yaftalı Müslümanlara yönelik şiddet derecesine ulaşmamış, her seferinde onların tekrâr toparlanmalarına imk̃ân verecek bir seyir tâk̆îb etmiştir.

Buna mukâbil, -daha evvel de ifâde ettiğimiz vechiyle- Dr. Şefik Hüsnü Değmer, Zekeriya Sertel gibi Komünist liderleri, Kemalist İhtilâlini, Sosyalizme geçmeden evvelki zarûrî bir merhale (“Feodaliteyi tasfiye edecek” ve “proletarya”yı geliştirecek bir merhale) olarak görmüşler ve neşriyâtlarında, Komünizm sâliklerine, açıkça, Komünist İhtilâl Hareketini, Kemalizme istinâd ederek geliştirmeyi telk̆în etmişlerdir.

Goebbels’in 8 Eyl̃ûl̃ 1937’de Nürnberg Kongresi Nutkunda Türkiye’yi zikrettiği cümle etrâfında Tan ile Cumhuriyet gazeteleri arasında cereyân eden kalem münâkaşası, Kemalizm ile Komünizm arasındaki bu ideol̃ojik işbirliğini gözler önüne seren bir mâhiyet kesbetmiştir. Cumhuriyet gazetesi (çok muhtemelen Peyami Safa’nın kaleminden) Tan muharrirlerini (hâssaten Sabiha Sertel’i) Komünist propagandası yapmakla ithâm ederken, Memlekette âdetâ bir Komünist neşriyâtı furyasının mevcûd olduğuna dikkati çekmiştir. Cumhuriyet, bu vâkıayı, Kemalizmin kudreti ve nefse îtimâd hissiyle têvîl ediyordu:

“Türkiyede Faşizm propagandası yapıldığından şikâyet eden muharrir, bizzat Matérialisme historique hakkında, Karl Marx ve Engels hakkında sürü sürü kitabımsı broşürler bastırmamış mıdır?

“Biz, Türkiyede komünizm hakkında, makale sahibinin broşürlerinden başka, insana bir teşkilât tarafından idare ediliyormuş hissini verecek kadar bol neşriyat yapıldığını; komünizme tövbe ettiklerini söylemiş bir takım insanların nasılsa bazı devlet dairelerine yerleştiklerini bildiğimiz halde hiçbir endişeye mahal görmiyoruz. Çünkü herhangi bir propagandadan endişeye düşmek için o propagandanın karşısında zayıf ve âciz bulunmak lâzımdır ki bizde vaziyet böyle değildir.” (Cumhuriyet, 18.10.1937, s. 2)

Bu, aklıselîmin kabûl edemiyeceği bir têvîldir. Bu büyük müsâmahanın asıl sebebinin, “Büyük Rehber”in projesine uygun olarak, Komünist neşriyâtının halk arasında Materyalist ak̆îdeyi yayması olduğu meydandadır…

Kemalist Hük̃ûmet, bütün bu neşriyât karşısında hareketsiz kaldığı, binâenaleyh dolaylı olarak onları teşvîk̆ ettiği gibi, bizzât, ders kitapları ve Maârif Vekâleti mârifetiyle neşredilen bâzı tercüme kitablar vâsıtasıyle dahi yeni nesillere Materyalizm telk̆în ediyor, onları Komünist propagandasına kanmıya müsâid bir zihniyetle yetiştiriyordu…

Cumhuriyet’in “Zırva têvîl götürmez!” darbımeselini hatırlatan yukarıdaki têvîlinin tam bir “zırva” olduğunu gösteren çok daha vahîm bir vâkıa, bâzı resmî neşriyâtta pervâsızca Komünizm propagandasının yapılmasıdır. Bunun en dikkat çekici nümûnelerinden biri, Darülbedayi mecmûasıdır.


© Milat