Unutturulan tarih - 3
Son iki haftadır bu köşede, İstanbul’un tarihî eşiklerinden Hadımköy’ün girişinde yaşanan sessiz bir kentsel dönüşümün izini sürdük.
İlk yazıda, 1990’lı yıllarda terörle mücadelede şehit düşen vatan evlatlarımızın anısına oluşturulan koruluğun ve sembolik mezar taşlarının yol genişletme çalışmaları kapsamında kaldırılışını; ikinci yazıda ise 1910 (1330) tarihli İstihkâm Taburu tarihi Osmanlıca askerî yol işaret taşının, süngülü piyade anıtının ve M47 anıt tankın sahadan sökülmesini ele aldık. Bu tarihî taşın sahada bulunmamasına rağmen Arnavutköy Belediyesi’nin resmî internet sitesinde 3D dijital model olarak yer alması tezatına dikkat çektik.
Bu yazı dizisini kaleme alırken mesele hiçbir zaman sadece bir nostalji arayışı ya da yerel ‘hizmetleri’ eleştirmek olmadı. Asıl amaç; kentsel altyapı projeleri yürütülürken manevi ve tarihî mirasımızın nasıl korunması gerektiğine dair kurumsal bir farkındalık oluşturmak ve hafızanın geleceğe aktarılmasına katkı sunmaktı. Nitekim bu araştırmayı kamuoyuyla paylaşmadan önce, 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden süreci ilgili kamu kurumlarına resmi yoldan sordum. Gelen yanıtlar ve devam eden idari süreç, Türkiye’de yerel hafıza mekânlarının karşı karşıya kaldığı kurumsal koordinasyon tablosunu tüm açıklığıyla ortaya koymaktadır.
Resmi Yanıt Ne Söylüyor?
İstanbul Valiliği üzerinden yönelttiğim ilk başvuru, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültürel Miras Koruma Şube Müdürlüğü tarafından yanıtlandı. Resmi yanıtta yer alan tespitler son derece dikkat çekicidir:
· Anıt tank ve anıtların bulunduğu alanın (Arnavutköy, Ömerli Mahallesi, 273 ada, 5 parsel) Maliye Hazinesine ait........
