menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kurtuluşun Paradigması: Vatan Yahut Silistre – Melih Demirel Yazdı

9 0
09.01.2026

Bir milletin kaderi aslında sandıkda değil, vicdanda belirlenir. Sandık sonuçları değişebilir, iktidarlar el değiştirebilir, fakat bir toplumun ruhu çöktüyse, hiçbir seçim onu ayağa kaldıramaz. Çünkü asıl yıkım, toprağın değil, bilincin kaybıdır.

Bugün Türkiye’de yaşanan kriz, ekonomik ya da siyasal bir krizden ibaret değildir. Bu, bir anlam krizidir. Neyi savunduğumuzu, neye karşı durduğumuzu, hatta neden ayakta kalmamız gerektiğini bile bulanıklaştıran bir çöküştür bu.

Partiler vardır, fakat yön yoktur.

Sloganlar vardır, fakat inanç yoktur.

Kalabalıklar vardır, fakat irade yoktur.

Ve en tehlikelisi şudur:

Bu belirsizlik, “normal” hâle gelmiştir.

Oysa tarihte hiçbir millet, belirsizlikle kurtulmamıştır.

Hiçbir toplum, “idare eder” diyerek varlığını koruyamamıştır.

Hiçbir ülke, bedel ödemeden ayağa kalkmamıştır.

“Vatan Yahut Silistre” ruhu sade bir edebiyat başlığı değil, bir varoluş ilanıdır.

Bu ifade, “ya kazanırız ya vazgeçeriz” demek değildir.

Bu ifade, “vazgeçmek diye bir seçenek yoktur” demektir.

Çünkü vatan, konforla savunulmaz.

Vatan, hesapla korunmaz.

Vatan, risk almayanların omzunda yükselmez.

Vatan, yalnız kalmayı göze alanların,

Kaybetmeyi göze alanların,

Hatta dışlanmayı, susturulmayı, hedef olmayı göze alanların omuzlarında yaşar.

Bugün Türkiye’de en eksik olan şey tam olarak budur:

Bedel ödeyebilecek bir irade.

Herkes konuşuyor,

Herkes eleştiriyor,

Herkes şikâyet........

© Medya Siyaset