Papaz kışkırtmasaydı ne İsak hayattan kopardı, ne de Solomu!
Birkaç günden beri Derinya olaylarını irdelerken, Güney’de basına ‘karartma’ uygulanmasına rağmen, yapılan itiraflar, yıllar geçmesine karşın gerçeklerin aktarılmaması, iki toplum arasındaki güvensizliğin en büyük nedeni ve kaynağıdır. Dün bu köşede AKEL Milletvekili Yorgos Kukumas ve eski Rum Dışişleri Bakanı Erato Kozaku Markulli’nin açıklamalarına yer vermiştik. Atlılar, Muratağa, Sandallar ve Taşkent köylerinde 1974’de yer alan katliamlardan Rum gençlerinin habersiz olduğunu belirten Kukumas, milliyetçi kesimlerin konuyu “Türkiye’nin istilasını aklama” bahanesiyle konuşmaktan kaçındığını belirtti. Markulli ise, Rum kesiminde aşırı sağın ülkenin siyasi yaşamını tehdit ettiğini belirterek, “Kıbrıs sorunu yeni bir felakete doğru itiliyor” şeklinde uyarıda bulundu. Markulli, “Atlılar, Muratağa, Sandallar ve Taşkent! Cezalandırılmayan suçlar, söylenmeyen gerçekler iyileşmeyen yaralar, dinmeyen acılar!” ifadelerini kullandı. Diğer yandan 1996’da Derinya’da gerçekleştirilen eylemi organize eden Rum Motosikletliler Federasyonu Başkanı Yorgos Hacikostas, ‘Politis’ gazetesine yaptığı açıklamada, dönemin Rum yönetimi başkanı Glafkos Kliridis’in eylemle ilgili endişelerini dile getirdiğini söylemişti. Hacikostas, Kliridis’le birlikte Başsavcı’nın kendisini Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na çağırarak görüştüklerini, Kliridis’in tedirgin olduğunu, hatta bazı telefon........
