Kıbrıs sorununu çözmek, masadan sahaya mı havale edildi?
Güney’de yayınlanan ‘Alithia’ gazetesi “Kıbrıs sorunu en ağır bataklıkta bulunuyor. Artık kimse Kıbrıs sorununda herhangi bir şey yapmak istemiyor” yorumunu yaptı.
“Sorun batıyor ve nihai mezar taşını bekliyor” diye yazan gazete, Kıbrıs sorununu bataklıktan ancak Rum yönetimi başkanı Nikos Hristodulidis’in alacağı inisiyatifin çıkarabileceğini, bunu BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in de 2024’de ‘Kathimerini’ gazetesine verdiği söyleşide, “Kıbrıslı başkan, süreci sıkıştığı yerden nasıl çıkaracağını biliyor” diyerek dile getirmişti.
Hristodulidis süreci gerçekten de bataklıktan çıkarmak istiyorsa, bunun tek yolunun BM Genel Sekreteri’ne mektup göndererek “Guterres çerçevesine evet, takvimlere evet, hakemliğe evet ve referandumlara ‘hayır’ demesi” olduğunu öne sürdü.
Kıbrıs sorununun bataklığın dibinde gömülü olduğu görüşünü ortaya koyan gazete, KKTC’nin uluslararası piyasaya açılacağını, en büyük tehlikenin KKTC’nin havaalanını açması olduğunu öne sürerek, “Bundan sonra hiçbir Kıbrıslı Türk liderin Kıbrıs sorununu çözmek için müzakere masasına oturma sebebi olmaz.” vurgusu yaptı.
Aslında Alithia’nın değerlendirmesi Kıbrıs sorununda gerçeği yansıtmıyor değil. Kıbrıs sorunu gerçekten de bataklığın dibinde.
Niye bataklığın dibinde? Özellikle Hristodulidis’in bu soruyu kendisine sorması ve yanıt araması gerekir. Çünkü her şey 2017’de Crans-Montana’da başlamıştı. Hristodulidis de o zaman Rum yönetimi eski başkanı Nikos Anastasiadis’le birlikteydi. Bazı konularda anlaşmaya varılmak üzereyken, pılıyı pırtıyı toplayıp da müzakere masasını terk ederek soluğu havaalanında alanlardan biri de kendisiydi.
Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye o masada bir uzlaşma sağlayabilmek için çok çaba harcadı. Görüşlerini, önerilerini samimi olarak ortaya koydu. Ne gereği vardı masayı terk etmeye ve alel acele Kıbrıs’a dönmeye? Rum tarafının olmazsa olmazları var da, Türk tarafının olamaz mıydı? Pek tabii ki olabilirdi.
Ancak Rum tarafı Avrupa Birliği’nden aldığı destek, şımarıklık ve bazı güçlerin askeri desteğiyle yönünü şaşırmış, görüşmeleri de ‘iş ola’ görmeye başlamıştı. Bunun yanında, askeri hazırlığa daha bir önem verdi. Bunun sonucu olarak, Hristodulidis müzakere masası yerine, Türk sınırına yakın bir bölgede bulunan Rum askerlerini ziyaret etti, dürbünle Türk tarafını izledi. Rum lider caydırıcılık güçlerinin arttığını söyledi.
Dahası Güney Kıbrıs’ta İHA – Savar sisteminin üretileceği belirtildi. Yunanistan’ın Güney Kıbrıs’a gönderdiği savaş gemisinde bulunan İHA – Savar sisteminin Güney Kıbrıs’ta ortak üretiminin düşünüldüğü kaydedildi.
Anlayacağınız, Kıbrıs sorununu bataklıktan çıkarma görevi bu durumda masadan sahaya havale edilmiş bulunuyor.
Zehra Aközer Lefkoşa’da defnedildi
Aközer ailesinin değerli büyüğü Zehra Aközer’in dün Lefkoşa’da son yolculuğuna uğurlandığı tüm dost, akraba ve sevenlerine üzüntüyle duyuruldu. Kızı ve damadı Sedef Başat – Arkın Başat (merhum), oğlu ve gelini MehmeAközer – Saadet Aközer, torunları Yılşen ve Beren, acılarının sonsuz olduğunu ifade ederek nur içinde yatmasını, mekanının cennet olmasını dilediler. Eşi Fikri Aközer daha önce hayatını kaybetmişti.
