İran ambargonun kaldırılması şartını da masaya koydu, peki biz?
Dünyanın gözü kulağı Pakistan’a çevrildi. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İran arasında geçici ateş – kesin sağlanmasından sonra, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da kurulun masada, geçici ateş – kesin kalıcı bir barışa yol açması konusu konuşuluyor.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in arabuluculuğunda yer alan müzakereler konusunda hem ABD hem de İran tarafında temkinli iyimserlik söz konusu. Tüm maddeler üzerinde uzlaşı sağlanması oldukça zor olsa da, iyi niyetin sürdürülmesi halinde mesafe katedilebileceği belirtiliyor.
Bu arada müzakere masası kurulurken, İsrail’in Lübnan’ı sürekli bombalamasının müzakerelerin başarısızlığa uğramasına yönelik olduğu ifade ediliyor. Hatta İran tarafı, ateş – kes sürecine İsrail’in de dahil olması gerektiğini savunmasına karşı, ABD tarafı aksi görüşte olduğunu ifade ediyor.
Ancak İslamabad’da görüşme masası kurulurken İsrail’in, Lübnan’ı ağır bombardımana tutması, çok sayıda masum insanın hayatını kaybetmesine neden olmaktadır. Başta başkent Beyrut olmak üzere, Lübnan’ın belli başlı kentleri çok büyük yıkıma uğramış bulunmaktadır.
Bombardıman sonucu milyonu aşkın Lübnanlı, evinden barkından olmuş, çadırlarda çok zor şartlar altında yaşamaya mahkum edilmiştir. Özetle İsrail’in İslamabad’daki masayı sabote etmek için her yola başvurmakta olduğu belirtiliyor.
Gerek ABD gerekse İran’ın kırmızı çizgileri vardır. Hürmüz Boğazı her iki tarafın masaya koyduğu maddeler arasında bulunuyor. Bu, masadaki en kritik maddelerden biridir.
Diğer maddelerin de ne olduğu defalarca dile getirilmişti; ancak öyle bir madde vardır ki, İran’a uygulanan ambargo kararının BM Güvenlik Konseyi tarafından iptalinin istenmesidir çünkü İran da bizim gibi ambargolardan çok çekmiş, ekonomide çok sıkıntılar yaşamıştır.
KKTC de yıllar boyu ambargolar ve izolasyonlar altında yaşamakta, bu insanlık ayıbından kurtulamamaktadır. İran’ın masaya şart olarak koyduğu bu duruma benzer bir uygulama bizde de olamaz mı? BM Güvenlik Konseyi Kıbrıs Türk halkına uygulanan insanlık dışı ambargo kararını geri çekemez, iptal edemez mi? Böylece iki taraf arasındaki görüşme sürecine çok büyük yapıcı katkıda bulunulabilir.
BM Güvenlik Konseyi’nin bu kararı alması hiç de zor değildir çünkü Nisan 2004’te yapılan referandumda Kıbrıs Türk halkı Annan Planı’na evet dediği için AB yöneticileri Kıbrıslı Türklere uygulanan ambargoların kaldırılacağına söz vermişti. Ancak bu söz tutulmadı. Dönemin BM Genel Sekreteri Kofi Annan da ambargoların kaldırılmasını öngören kararı hazırlamış, ancak karar onaylanmayınca rafa kaldırılmıştı.
İran örneğini dikkate alarak, Kıbrıs Türk tarafının Rum tarafı ile görüşmelerinde bu konuda sesini yükseltmesi gerektiği inancındayız.
