Pencereleri açmak
Zihnimizin pencerelerini yeni bilgilere açık tutmak zordur. Hele de yeni bilgileri merak etmek, zihinde soru işaretleri taşımak daha zordur.
Hiçbir siyasi-fikri akım, bu zihin hastalığına karşı bağışık değildir. Bütün akımların radikalleri ve aşırıları, zihin pencerelerini “farklı olan”a kapatmada aynıdırlar.
Bu sütunda bu meseleleri defalarca yazdım. İlk baskını 1998’de yayınlanan “Hayat Yolunda” adlı kitabımda, “fikirlerin kalitesi, renginden daha önemlidir” diye yazmıştım.
Uzun hayat tecrübelerim ve ‘mukayeseli’ okumalarım bana bunu öğretti. ‘Mukayeseli’, yani sadece benim çizgimde değil, karşıt ve kaliteli kaynakları da okumaya gayret ederek.
FAŞİSTİN KİTABI OKUNUR MU?
Ben okurken ayrım yapmıyorum. Hitler’in Kavgam’ını da okudum, Lenin’in kitaplarını da...
Fakat bunları okurken, elekten, eleştiriden geçirecek ön bilgi birikimim vardı. Ziya Gökalp’i, Mümtaz Turhan’ı, Ali Fuat Başgil’i, Sabri Ülgener’i, Aydın Yalçın’ı okumuş bir gençtim. Sonraki yıllarımda İbn Haldun’u okudum, Popper’i, Aron’u , Hayek’i okudum.
Lenin’in kitaplarını okumasaydım yeni çıkan “Dünyayı Bölen Devrim” adlı kitabımı yazamazdım.
Kitabıma, solun ‘radikal’ diyelim, bir kesiminden sert tepkiler geldi, X hesabı üzerinden:
“Sen site yurdunda 1970’lerde ülkücülük dersi verirdin. Bu saatte dünyanın en iyi kitabını da yazsan okumam. Önce bu milletten özür dileyip kendi eleştirini yapman........© Karar
