menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kur’an’da Toplumların Çöküşü (I)

15 0
15.09.2026

Toplumlar bir günde çökmez. Devletler de bir sabah uyandıklarında yıkılmış olmazlar. Çöküş, önce insanların vicdanında başlar; sonra ahlâka, adalete, liyakate, hukuka, kurumlara ve nihayet devletin temellerine sirayet eder. Bir toplumun çöküşü, çoğu zaman binaların yıkılmasıyla değil, yanlışların doğru, haksızlıkların normal, yalanların makbul, liyakatsizliğin meziyet, israfın itibar ve adaletsizliğin düzen kabul edilmesiyle başlar.

Kur’an-ı Kerim, insanlara yalnızca ibadetlerin nasıl yapılacağını anlatan bir kitap değildir. İnsanı, toplumu ve toplumsal düzeni sorgulayan; adalet, ahlâk, emanet, liyakat, özgür irade ve hakikat konusunda son derece güçlü uyarılar yapan bir kitaptır. Kur’an’da anlatılan Firavun ve kavimlerin kıssaları, sadece geçmişte yaşamış insanların hikâyeleri değildir. Bunlar, iktidarın yozlaşmasının, toplumun susturulmasının, adaletin çürümesinin ve insanların bölünüp birbirine düşürülmesinin hangi sonuçlara yol açabileceğini gösteren ibret levhalarıdır.

Peki, bir toplumlar nasıl çöker?

Çöküşün ilk adımı, adaletsizliğin normalleşmesidir. Bir toplumda adalet yara almışsa, o toplumun geleceği de yara almıştır. Kur’an, adaleti yalnızca dostlara, yandaşlara veya sevilenlere karşı değil, herkese: “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutun, adaletle şahitlik edin. Bir topluluğa olan kininiz sizi adaletsizliğe........

© İstiklal