menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ramazanı ve Orucu Doğru Anlamak

29 64
17.02.2026

Kıymetli okuyucularımız,

Bu hafta, yaklaşan Ramazan-ı Şerif’e dair bir yazı yazmayı düşünürken geçmişe dair bir bilgiyi hatırladım. İstiklal Gazetesinde bu köşede yazmaya, altı yıl önce, 2020 Nisanında başlamıştım. İkinci yazıdan sonra Ramazan-ı Şerif girmiş ve ben de üçüncü ve dördüncü yazılarımı Ramazana dair kaleme almıştım.

Hem güncelliğini kaybetmediği, kısa olmakla birlikte Ramazan ve oruca derin bir keyfiyetle yaklaştığı için, hem de bu küçük hatırayı sizlerle de paylaşmak maksadıyla, o iki yazıdan birini tekrar yayınlamak istedim.

Ramazanınızı şimdiden tebrik ediyor, sizi altı sene evvel yazılmış şu satırlarla baş başa bırakıyorum:

“Rahmet, mağfiret ve necat” gibi ebedî saadetin şifrelerini taşıyan Ramazan ikliminde yaşarken, orucun sebep olduğu fayda ve hikmetlere işaret etmek yerinde olacaktır.

Önce Ramazan ve orucun medyada gündem ediliş tarzındaki bir yanlışa dikkat çekelim:

Son yıllarda medyada ve oradan hareketle toplumda genel bir algı olarak Ramazan ve oruca daha ziyade bedenî cihetle bakıldığını, meselenin hâkim mana ve maksadından hızla uzaklaşıldığını üzülerek müşahede ediyoruz.

Öyle ki Ramazan ve oruç sadece sahur ve iftarda ne yenip ne yenmeyeceğinden, orucun bağışıklık sistemini nasıl etkileyeceğinden ibaret bir mevzu imiş gibi bir imaj oluşturuluyor.

Akabinde gelen bayramımızın adı kimilerince “Şeker Bayramı.”

Virüsten azat olunursa bayram tatilinin nerelerde geçirilebileceği de haber yapılıyor sık sık.

Hâlbuki bu tür yaklaşımlar, içinde bulunduğumuz bu kurtuluş iklimindeki hâkim mana ve maksada terstir. Bu münasebetle bu yazımızda özetle de olsa Ramazan ve orucun zahirî ve batınî fayda ve hikmetlerine temas edeceğiz.

I- ZAHİRÎ FAYDA VE HİKMETLER

Ramazan ve oruçtaki asıl mana ve maksadı göz ardı etmemek şartıyla, elbette ki orucun bedenî / tıbbî faydaları sayılamayacak kadar çoktur. Bu husus objektif düşünebilen bilim adamlarının, araştırmacıların ve özellikle de sağlıkçıların işidir.

Japon bilim adamı Yoshinori Ohsumi, insan vücudundaki, aç kalınca devreye giren, zayıf ve hastalıklı hücrelerin içindeki gereksiz parçacıkları yok etme programını keşfetti ve bu keşfiyle 2016 yılında 39. Nobel Tıp ödülünü aldı.

“Üç günlük oruçtan sonra vücudun bağışıklık mekanizması yeni akyuvar oluşumunu tetikliyor, vücut bağışıklık sistemi tamamen yenileniyor. Bu konuda Müslümanların orucu adeta bir yenilenme programı olarak........

© İstiklal