menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

“Bir Avuç Buğday, Bir Dünya Merhamet”

19 0
18.03.2026

Bayburt’un sert kışında, karın beyaz örtüsü toprağı kapladığında, kuşların kanadı titrer, yabanın nefesi daralır. Açlık, sessiz bir çığlık gibi dağların yamacında yankılanır. İşte o zaman bir gönül adamı çıkar: Ahmet Özbek.

66 yaşında, ömrünü alın teriyle yoğurmuş bir yiğit. Yazın eker, biçer; ama ne kendi için, ne pazar için… Hasadını ambara koyar, kışın kuşlara ve yaban hayvanlarına bırakır. On ton buğday, arpa… Hepsi doğanın hakkı, hepsi Allah’ın sessiz kullarına ikramı.

Sabahın ilk ışığında, Ahmet ağabeyin kapısında bir şenlik vardır. Güvercinler, serçeler, kargalar… Çoruh’un kenarında bir bayram havası. O ise kahvaltısını değil, önce kuşların rızkını düşünür. Çünkü bilir ki, merhamet sofradan önce gelir.

“Bu iş hem kendi hayrımıza, hem ana babamızın hayrına” der. Ve ekler: “Ölene kadar devam edeceğim.”

Her sabah, soğuk havada kuşların kanat sesleriyle uyanır. Onların gözlerindeki minneti görür, kalbi huzurla dolar. Kışın en ağır günlerinde bile, evinin etrafı bir şenlik yerine döner. Kuşlar, yaban hayvanları, hepsi Ahmet ağabeyin gönül sofrasına misafir olur.

İnsaniyet budur işte. İnsanın kendi karnını doyurmadan, önce kuşu düşünmesidir. Yabanı, doğayı, Allah’ın sessiz kullarını gözetmesidir. Ahmet Özbek, Bayburt’un kışında bir ışık gibi yanıyor. Kuşların kanadında, yabanın nefesinde bir iyilik halkası büyüyor.

Ama bu hikâye sadece........

© İnsaniyet