menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Pal Sokağı’nda Yaşadıklarımız ve Çocukluk

29 0
yesterday

Ne zaman etkileyici bir çocuk kitabı okusam, üniversitedeki Kıymetli Hocam, Mustafa Said Kıymaz’ın şu sorusu aklıma gelir. Çocuk kitabı ile çocuksu kitaplar aynı şey midir? Şeker Portakalı için bu soruyu sormuştu. Soru beni uzun zaman düşündürtmüş ve aklımdan çıkmamıştı. Bugün Pal Sokağı Çocukları adlı kitabı okuduğumda da aynı soru gelip beni yakaladı. Evet, bazı sorular peşimizi bırakmaz. Bazı anılar da öyle.

Çocukluğu henüz binaların işgal etmediği veya modern şehirlerin kurulmadığı yerlerde geçenler bu kitabı okurken muhtemelen, eskiye, enerjik ve kaygısız oldukları çocukluğuna geri döneceklerdir ki bu dönüş muazzam bir kederdir aynı zamanda.

Kırsal yörelerin, boş arsaların veya köy meydanlarının kendine has bazı kuralları vardır ve o yerler bir sosyal kuvvet tarafından parsel parsel bölünmüştür. Bu bölünmeler sahipleniş duygusuyla kendine bir koruyucu da kazanmıştır. Belli bir süre sonra, tıpkı büyüklerde olduğu gibi, bu küçük sahipler de birbirlerinin arsalarına, meydanlarına, başkasına ait olan boşluklara göz dikerler. Sonrası tatlı kavgalar, sürtüşmeler ve büyüklere sıçrayacak kadar abartılan gürültülü olaylar.

Çocukluğumda tıpkı Pal Sokağı Çocukları’ndaki gibi bir meydanda bilye, çelik çomak ve adını şimdi bilmediğim bir sürü çocuk oyunu oynardık. Zaman zaman bu oyunları bozmaya gelen veya elimizdeki bilyelere, çelik çomaklara el koyan birileri çıkardı ve muhakkak onun da bir grubu veya çetesi olurdu. Netice bir meydan muharebesiydi. Bazen taşlı sopalı kavgalar, bazen küfürleşmeler. Şimdi o günlere dönüp baktığımda her şeyin olması gerektiği gibi olduğunu görüyor ve........

© İnsaniyet