Dersinin Adamı Olmak
Bir tramvay durağındayım yine… Gök tüm suyunu tutmuş da bırakmaya yüz tutmuş gibi. Sahi yağmurda usanır mıydı yağmaktan? Yağmur’un değmediği taş merdivenleri geçiyorum usulca. Cebimde Eylül’den kalma bir yaz sıcaklığı Ekim’in kıyısındayım. Taş duvarlardan ibaret sandığım okulun bahçesindeyim şimdi… İçine girince anlıyorum taştan değil sarhtan olduğunu. İçimden ezberlediğim adımlarla yürüyorum. Çünkü beni ayakuçlarımdan tanır bu koridorlar, bugün lisansın ilk günü kim bilir ne bekliyor beni sıraların ardında.
Hazırlığı iyi yapmış olmalıyım ki tüm sınıflarda ayak izlerim var sanki.
Bir kalem de işimi görürdü aslında. Oysa, ben bu yıl kalemlerden cüzdan yapmışım kendime.
Bir cenge hazırlanırcasına…
Bu yıl bahtımıza ikinci kat düştü, çok basamaklı olmayan merdivenlerden yürüyoruz her sabah…
Sahi bu bizi taşıyan basamaklar gibi bir kat yükseldik mi bizde acaba?
Ve zihnimde ders zilini çalar yelkovan…
İlk gün, İlk ders … önlerden bir yer bulmalıyım kendime, artık başkalarına kaldı en arka sıralar.
Tüm sınıfı ardıma alan bir günebakan gibi her giren hocaya........© İnsaniyet
