Şikayet Hakkı Ne Zaman İftira Suçuna Dönüşür? – II
Önceki yazımızda, iftira suçunun unsurları ile ihbar ve şikayet yoluyla işlenişini ele aldık. Bu yazıda ise şikayet hakkı ile iftira suçu arasındaki ayrımı, hak arama ve savunma hakkının sınırları ile başvuru sahibinin bilgisi ve isnat amacı üzerinden inceleyeceğiz.
IV. Hak Arama Hürriyeti ve Savunma Hakkının Sınırları
Anayasa’nın 36. maddesinde herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, 74. maddesinde ise vatandaşların ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancıların kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahip bulunduğu kabul edilmiştir. Hak arama ve başvuru hakkı, kişinin elindeki bilgi ve bulgulara dayanarak yetkili makamlara başvurabilmesini kapsamaktadır. İleri sürülen iddianın doğruluğu ise başvuru üzerine yapılacak inceleme ve araştırma sonucunda belirlenir. Kişi, doğrudan gözlemlediği olaylara, tanık anlatımlarına, belge ve kayıtlara ya da hukuka aykırılık bulunduğu yönünde kuşkuya neden olan diğer somut bilgilere dayanarak bildiklerini yetkili makama aktarabilir ve araştırma yapılmasını isteyebilir. Başvuru sahibinin mevcut bilgi ve olguları yanlış değerlendirmesi, hukuki nitelendirmede yanılması veya inceleme sonunda iddianın doğrulanamaması, tek başına iftira suçunun oluşması için yeterli olmayacaktır. Suçun oluşabilmesi için failin, mağdurun isnat edilen fiili işlemediğini bildiği halde mağdur hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla hareket ettiğinin belirlenmesi gerekir. Olayın araştırılması, delillerin toplanması ve hukuki nitelendirmenin yapılması adli ve idari makamlara aittir. Yargıtay, anayasal şikayet hakkı ile iftira suçu arasındaki ayrımda başvuruda ileri sürülen isnadın sonradan doğrulanıp doğrulanmamasının yanında isnadın dayandığı maddi olguları, taraflar arasındaki ilişkiyi, başvuru sahibinin bilgi düzeyini, isnadın niteliğini ve failin mağdurun isnat edilen fiili işlemediğini bilip bilmediğini birlikte değerlendirmektedir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 03.12.2025 tarihli, 2023/4907 E., 2025/9883 K. sayılı kararında, sanığın önceden anlaşmazlık yaşadığı şikayetçilerden birinin silahlı saldırıda bulunarak kendisini öldüreceğini, diğerinin ise 2.000 kilogram eroinin silahlı terör örgütü adına yurt dışına çıkarılması olayında örgüt bağlantısının bulunduğunu belirterek Cumhuriyet Başsavcılığına dilekçeyle ve adliye santralini aramak suretiyle ihbarda bulunduğu, yürütülen soruşturmada şikayetçilerin isnat edilen suçları işlemediklerinin anlaşılması üzerine haklarında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği olayda, sanığın şikayetçilerin bu suçları işlemediklerini bildiği halde haklarında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla hukuka aykırı fiil isnat etmesinin anayasal şikayet hakkının sınırlarını aşarak iftira suçunu oluşturduğu belirtilerek mahkumiyet hükmü onanmıştır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 08.10.2025 tarihli, 2024/19218 E., 2025/7492 K. sayılı kararında, sanığın önceden husumet yaşadığı kardeşi olan katılanın sahte evrak düzenleyerek gerçeğe aykırı Çiftçi Kayıt Sistemi kaydı üzerinden haksız kredi aldığı ve bu suretle kamuyu zarara uğrattığı iddiasıyla Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğu, soruşturma sonucunda katılanın isnat edilen fiilleri işlemediğinin belirlenerek hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği olayda, taraflar arasındaki husumet, şikayet içeriği ve soruşturma dosyası birlikte değerlendirilerek sanığın katılanın bu fiilleri işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla hukuka aykırı fiil isnat ettiği, eylemin anayasal şikayet hakkının kullanılması kapsamında kalmayıp TCK m.267/1’de düzenlenen iftira suçunu oluşturduğu belirtilerek beraat hükmünün kaldırılması suretiyle verilen mahkumiyet hükmü onanmıştır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 09.10.2024 tarihli, 2023/635 E., 2024/7513 K. sayılı kararında, şüphelinin boşanma sürecinde olduğu eşinin kardeşi olan polis memuru şikayetçinin Diyarbakır’a tayini çıkmasına rağmen ilişiğini kesmediği, ailesinin devlet işlerini kolaylıkla hallettiği ve bu sebeple kendisi ile aile bireylerinin silahlı terör örgütüyle bağlantılı olabilecekleri yönünde ihbarda bulunması üzerine şikayetçi hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma yürütülerek soyut ve genel........
