menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Denize milim milim batan Kansai Havalimanı…

59 0
26.04.2026

Dünyanın en ilginç, en dikkat çekici ve havacılık ile mühendislik dünyasının yakından takip ettiği örneklerinden biri olan Kansai International Airport’u anlatmak istiyorum. Tamamen insan yapımı bir ada üzerine inşa edilen bu havalimanı, her yıl milim milim denize batmasıyla biliniyor. Bu sıra dışı yolculuk da en az havalimanının kendisi kadar merak uyandırıyor.

Kansai Havalimanı’nı inşa eden mühendisler, tesisin 50 yıl içinde toplam 5,7 metre oturacağını hesaplamıştı. Ancak hizmete girdiği 1994 yılından bu yana geçen yaklaşık 32 yılda, havalimanının yaklaşık 12 metre çöktüğü tespit edildi. Uzun süredir bu batışı yavaşlatmak için farklı mühendislik önlemleri uygulanıyor. Böyle bir havalimanının hikâyesi de doğal olarak merak uyandırıyor.

Kansai Uluslararası Havalimanı (KIX), mühendislik tarihinde gerçek bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Sadece havacılık profesyonellerinin değil, farklı disiplinlerden mühendislerin de ilgiyle incelediği bir proje. Geçtiğimiz hafta Japonya’ya yaptığım seyahatte, Kansai Havalimanı’nı daha yakından inceleme imkânı buldum. THY’nin Japonya ekibinin katkıları ve meydan otoritesinden alınan özel izinle hem havalimanını gezdik hem de Airport programım için özel çekimler gerçekleştirdik.

Osaka Körfezi’nde, tamamen insan yapımı bir ada üzerine kurulan bu havalimanı hem teknik zorlukları hem de stratejik konumuyla havacılık dünyasında eşsiz bir yere sahip.

Yaklaşık 1.055 hektarlık iki yapay ada üzerine kurulu olan Kansai Havalimanı, Osaka–Kyoto–Kobe üçgeninin ana uluslararası kapısı konumunda. Gürültü kirliliği ve arazi darlığı nedeniyle yerleşimlerden uzağa taşınması gereken hava trafiği için çözüm üretmiş ve Japonya’da 24 saat kesintisiz operasyon yapan ilk havalimanı olmuştur. Mühendislik literatüründe ise “imkânsızın başarılması” örneklerinden biri sayılır. Nitekim Amerikan İnşaat Mühendisleri Cemiyeti (ASCE) tarafından da “Milenyumun Anıtı” ödülüne layık görülmüştür.

İnsan yapımı ada üzerindeki havalimanları

Kansai’den sonra bu model, özellikle Asya’da yaygınlaşmıştır. Trafik ve ölçek açısından öne çıkan örnekler şunlardır:

Kansai (KIX) – Japonya: İlk ve en sembolik örnek

Hong Kong (HKG) – Chek Lap Kok: Dağlık bir adanın tıraşlanıp denizin doldurulmasıyla oluşturuldu

Hamad (DOH) – Katar: Büyük bölümü Basra Körfezi’nin doldurulmasıyla inşa edildi

Incheon (ICN) – Güney Kore: İki ada arasındaki denizin doldurulmasıyla oluşturuldu

Chubu Centrair (NGO) – Japonya: Kansai tecrübesiyle inşa edilen daha küçük ama modern bir tesis

Bu noktada THY’nin ana üssü İstanbul Havalimanı’nın da tamamen ada olmasa da bataklık alanlar ve eski maden ocakları üzerine yapılan dev dolgu çalışmalarıyla benzer bir zemin mühendisliği yaklaşımıyla inşa edildiğini hatırlatmakta fayda var.

Her türlü riske karşı dayanıklı

Kansai’nin en büyük problemi oturma (sinking) sorunu. Havalimanı, yumuşak alüvyon tabakası üzerine kurulduğu için, terminal ve ana yapılar dev hidrolik krikolar üzerine oturtulmuş durumda. Zemin oturdukça bu sistemlerle yapılar dengeleniyor.

1995 Kobe depreminde, merkez üssüne oldukça yakın olmasına rağmen, esnek dolgu yapısı ve sismik izolatörler sayesinde pistlerde tek bir çatlak bile oluşmadı. 2018 yılında yaşanan Jebi Tayfunu sırasında ise yükselen deniz seviyesi pistleri sular altında bıraktı; bir tanker gemisinin kara bağlantısını sağlayan köprüye çarpması ulaşımı geçici olarak kesti. Bu olaydan sonra deniz........

© Habertürk