Ruhi Çenet'in Belgeseli Bize Kimi Gösteriyor?
Ruhi Çenet'in Hasidik Yahudi topluluğuna dair belgeseli, milyonlarca izlenme aldı; sosyal medyada "inanılmaz", "şaşırtıcı", "böyle mi yaşıyorlar?" yorumlarıyla çalkalandı. Ancak bir belgeselin "çok konuşulmuş" olması, onu iyi bir belgesel yapmıyor. Sorulması gereken asıl soru şu: Bu belgesel bize o topluluğu mu anlattı, yoksa bizim kendi önyargılarımızı mı okşadı?
Belgeselin en temel sorunu, bir inanç topluluğunu "egzotik bir vitrin" gibi sunması. Kamera, uzun ceketleri, şapkaları, perukları ve kalabalık çocuk ordularını gösterirken, izleyiciye "ne kadar tuhaf" dedirtmenin konforunu yaşatıyor. Bu, belgeselciliğin en eski ve en ucuz tuzağıdır: Ötekini anlatmak yerine sergilemek.
Oysa iyi bir belgesel, seyirciyi rahatsız etmeyi göze alır. Bu belgesel ise seyirciyi rahatsız etmek yerine, ona "onlar ne kadar kapalı, biz ne kadar özgürüz" dedirtmenin hazzını veriyor. Bu, eleştiri değil; narsistik bir aynadır.
Belgeselde en çok eksik kalan şey, insanın kendisi. Topluluktan ayrılan bir haham eşinin anlattıkları, kadın-erkek ayrımı, eğitim kısıtlamaları... Bunlar elbette önemli. Ancak belgesel, bu topluluğun içinde yaşayan, inancını samimiyetle yaşayan,........
