menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suriye’de Egemenliğin Yeniden Tesisi: 10 Mart Mutabakatı ve Yeni Denge

14 0
20.01.2026

10 Mart’ta ilan edilen mutabakat, Suriye sahasında uzun süredir devam eden fiilî bölünmüşlüğü sona erdirmeyi amaçlayan kapsamlı bir çerçeve sundu. Anlaşmanın temel hedefi, devlet otoritesinin ülkenin tamamında yeniden tesis edilmesi ve silahlı yapıların merkezi yönetim çatısı altında eritilmesiydi. Bu bağlamda mutabakat, yalnızca geçici bir ateşkes değil; askeri, idari ve siyasi boyutları olan yapısal bir dönüşüm süreci olarak kurgulandı.

Mutabakatın en dikkat çekici unsurlarından biri, SDG bünyesindeki silahlı unsurların aşamalı biçimde devletin resmi güvenlik yapılarıyla entegrasyonunu öngörmesiydi. Bu entegrasyon, silahların merkezi komuta altına alınması, paralel askeri yapılanmaların sona erdirilmesi ve güvenliğin tek elden sağlanması hedefiyle planlandı. Böylece yıllardır devam eden çok başlı güvenlik düzeninin ortadan kaldırılması amaçlandı.

Anlaşmanın bir diğer kritik boyutu, ekonomik ve stratejik altyapı üzerindeki devlet egemenliğinin yeniden sağlanmasıydı. Petrol ve doğal gaz sahaları, sınır kapıları, ana ulaşım hatları ve kamu kurumlarının merkezi yönetime devri, mutabakatın somut maddeleri arasında yer aldı. Bu adımlar, sadece güvenlik değil; aynı zamanda ekonomik toparlanma, kamu hizmetlerinin sürekliliği ve devlet kapasitesinin güçlendirilmesi açısından da hayati önem taşıyordu.

Siyasi açıdan bakıldığında ise mutabakat, etnik ve yerel unsurların merkezi sistem içinde temsil edilmesini hedefleyen bir çerçeve sundu. Yerel yönetimlerin anayasal düzen içinde yeniden yapılandırılması, kültürel hakların devlet çatısı altında tanımlanması ve siyasi katılım kanallarının açılması, mutabakatın “askeri çözümden siyasi normalleşmeye geçiş” iddiasını ortaya koydu.

Ancak mutabakatın başarısı, imzalanmasından çok uygulanmasına bağlıydı. Sahada kontrolü elinde tutan terör odakları için bu anlaşma, fiilî güç alanlarından vazgeçmeyi ve merkezi otoriteye tabi olmayı gerektiriyordu. Bu nedenle 10 Mart Mutabakatı, başından itibaren yalnızca bir uzlaşı metni değil; aynı zamanda sahadaki güç dengelerini kökten değiştirecek bir sınav niteliği taşıdı.

Mutabakatın Uygulanmaması ve Sahadaki Gerilim

10 Mart Mutabakatı, kapsamlı hedefler içermesine rağmen sahada beklenen hızda ve bütünlükte hayata geçirilemedi. Anlaşmanın imzalanmasının ardından geçen süre içinde, özellikle askeri entegrasyon ve stratejik alanların devri gibi kritik başlıklarda somut ilerleme sağlanamadı. Bu durum, merkezi yönetim açısından mutabakatın bir “niyet beyanı” olmaktan öteye geçmediği yönünde ciddi soru işaretleri doğurdu.

En temel sorunlardan biri, SDG-YPG’nin sahadaki fiilî kontrol alanlarını muhafaza etmeye devam etmesiydi. Petrol sahaları, sınır geçişleri ve bazı yerleşim merkezlerinde varlığını sürdüren örgüt, mutabakatın öngördüğü yetki devrini geciktirdi. Bu gecikme, anlaşmanın “aşamalı entegrasyon” maddesinin fiilen askıya alınması anlamına geldi ve sahadaki statükonun korunmaya çalışıldığı yönünde algı oluşturdu.

Ayrıca mutabakatın uygulanmasında zaman çizelgesi ve denetim mekanizmalarının net biçimde tanımlanmamış olması, taraflar arasında yorum farklarına yol açtı. Merkezi yönetim,........

© Haber7