menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cumhur İttifakı’nda sessiz deprem mi? İstanbul hamlesinin perde arkası

11 0
07.04.2026

Siyasette bazı hamleler vardır; görünen sebep başkadır, asıl neden derinlerde saklıdır.
Bugün Milliyetçi Hareket Partisi cephesinde yaşanan gelişme tam da böyle bir hamle olarak kayıtlara geçti. İstanbul İl Teşkilatı ve 39 ilçe teşkilatının tek kalemde feshedilmesi, sıradan bir “teşkilat düzenlemesi” olarak okunamaz.
Çünkü bu karar, yalnızca bir görev değişimi değil; bir “neşter operasyonu”dur.
Resmi açıklamaya göre fesih, parti tüzüğünün ilgili maddelerine dayanılarak yapıldı ve yerine yeni bir yapılanma başlatıldı, İstanbul İl Başkanlığı görevine de Volkan Yılmaz atandı.
Ancak siyasette hiçbir büyük karar, sadece “tüzük gereği” alınmaz.
Peki bu ani müdahalenin arkasında ne var?
Son haftalarda parti içinde dikkat çeken gelişmeler yaşandı. Özellikle MHP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa eden İzzet Ulvi Yönter’in sert ifadeleri ve “ajan” suçlamaları içeren açıklamaları, parti içinde ciddi bir kriz sinyali verdi.
Bu, sıradan bir iç tartışma değildi.
Bu, “sızma”, “hesaplaşma” ve “kontrol kaybı” iddialarının açıkça dillendirildiği bir süreçti.
Ve ardından…
İstanbul gibi Türkiye siyasetinin kalbi sayılan bir şehirde tüm teşkilatın bir gecede feshedilmesi.
Bu tesadüf mü?
Yoksa gecikmiş bir müdahale mi?
İstanbul, sadece bir şehir değildir.
İstanbul; seçimlerin kaderini belirleyen, ittifakların gücünü test eden ve siyasi dengeleri değiştiren merkezdir.
Dolayısıyla burada yaşanan en küçük zafiyet bile, yalnızca bir partiyi değil, doğrudan Cumhur İttifakı’nı etkiler.
Tam da bu noktada, Recep Tayyip Erdoğan’ın bugün yaptığı açıklamalar dikkat çekici bir anlam kazanıyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, net bir şekilde şunu söyledi:
“Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadede erken veya ara seçim gündemi yok.”
“Kimse Türkiye’nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz.”
Bu cümleler, sadece bir “seçim açıklaması” değil.
Aynı zamanda bir “mesaj”dır.
Peki kime?
Siyasette erken seçim tartışmaları neden bir anda yükseldi?
Neden bazı çevreler sürekli “sandık” çağrısı yapmaya başladı?
Ve neden tam bu tartışmaların ortasında, MHP İstanbul’da köklü bir tasfiye kararı aldı?
Ortaya çıkan tabloyu yan yana koyduğunuzda şu ihtimal güçleniyor:
Cumhur İttifakı üzerinde bir “denge bozma”, “içten zayıflatma” veya “erken seçim baskısı oluşturma” girişimi mi vardı?
Ve bu girişim…
Geç de olsa fark edilip, İstanbul’dan başlayan bir operasyonla mı kesildi?
Çünkü siyaset, özellikle Türkiye gibi jeopolitik baskıların yoğun olduğu bir ülkede, sadece sandıkla değil; aynı zamanda organizasyon gücüyle kazanılır.
Teşkilat zayıflarsa, siyaset çöker.
İçeride çatlak varsa, dışarıdan müdahale kolaylaşır.
Belki de bu yüzden, MHP yönetimi “bekleyelim” demedi.
“İzleyelim” demedi.
Doğrudan müdahale etti.
Bugün yaşananlar bize şunu gösteriyor:
Siyasette bazı hamleler kriz çıktığında değil, kriz ihtimali görüldüğünde yapılır.
Ve bu hamleler genelde sert olur.
İstanbul’daki bu karar da tam olarak böyle bir hamledir.
Sonuç olarak…
Ortada iki önemli gelişme var:
Bir yanda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın net bir şekilde “seçim yok” diyerek siyasi istikrar vurgusu yapması,
Diğer yanda MHP’nin İstanbul’da köklü bir teşkilat operasyonuna gitmesi.
Bu iki gelişme birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo şu soruyu kaçınılmaz kılıyor:
Cumhur İttifakı’na yönelik bir oyun mu vardı?
Ve bu oyun, tam zamanında fark edilip bozuldu mu?
Belki de asıl cevap, önümüzdeki günlerde İstanbul’da kurulacak yeni yapı ve siyasetin seyrinde gizli olacak.
Ama şurası kesin:
Siyasette hiçbir “ani karar” sebepsiz değildir.
Ve bazen en sert hamleler…
En büyük fırtınanın habercisidir.


© Haber Gündemim