AREFE GÜNÜ GELEN KARAR: BU ACELE NEDEN, BU SESSİZLİK KİME?
Enes Yavuz Yıldırım’ın bayram arifesinde görevden alınması; zamanlaması, yöntemi ve ardından gelen sessizlikle birlikte kamu vicdanında ciddi bir sorgulamayı beraberinde getirmiştir. Bir Elâzığ Evladı ve Emeğin Karşılığı. Her şehir, yetiştirdiği insanlarla anılır. Elazığ da devlet kademelerinde görev almış, iz bırakmış evlatlarıyla güçlüdür. Enes Yavuz Yıldırım… Elazığlı, görev yaptığı makamda sadece bir koltuğu doldurmayan; o makama değer katan bir isim. Şimdi sorulması gereken en temel soru şudur: Hiç mi emeği yoktu? Yıllarca verilen emek, ortaya konulan çalışmalar, kuruma kazandırılan değer… Bunların karşılığı, bayram arifesinde alınan bir görevden alma kararı mı olmalıydı?
Asıl Soru: Neden Arife Günü? Devlette görev değişiklikleri olur. Bu doğaldır.
Ama bayrama bir gün kala, toplumun en hassas olduğu bir zamanda…
Böylesine önemli bir ismin görevden alınması… Bu kadar mı acildi? Üstelik kamuoyunda yaygın kanaate göre; Türkiye’de bugüne kadar böylesine anlamlı bir günde, bir bürokratın görevden alınması pek rastlanan bir durum değildir. Bu da alınan kararın sadece içeriğini değil, zamanlamasını da tartışmalı hale getirmektedir. Daha Sert Bir Sorgulama: Bu Bir Eleme Süreci mi? Kamuoyunda ister istemez şu soru yankılanıyor: Başarılı, öne çıkan ve kamuoyunda karşılığı olan isimler birer birer sistem dışına mı itiliyor? Hatta daha açık bir ifadeyle: bu tür kararlar, ileride güçlü olabilecek bürokratların önünü kesme refleksi midir? Bu bir itham değildir. Ama zamanlama ve yöntem, bu soruların sorulmasını kaçınılmaz hale getirmektedir. Elâzığ Neden Susuyor? Belki de en çarpıcı olan, bu karar kadar Elazığ’ın verdiği tepkisizliktir. Elâzığ milletvekilleri, sivil toplum kuruluşları, STK başkanları, bu konuda neden bir açıklama yapılmaz? Neden bir duruş sergilenmez?
İnsan bekliyor ki; en azından “zamanlama doğru değildir” denilsin…bir sahip çıkma refleksi ortaya konulsun… Ama ne yazık ki… Sessizlik hâkim. STK’lara ve Milletvekillerine Açık Çağrı Elazığ’da görev yapan STK başkanları ve bu şehri temsil eden milletvekilleri, bulundukları konumun sorumluluğunu taşımak zorundadır. Siyasi görüşler elbette olabilir. Ancak söz konusu olan Elazığ’ın değeriyse, bu görüşler geri planda kalabilmelidir. Eğer bir Elazığlı bürokrat, üstelik bayram arifesinde görevden alınıyorsa… Ve buna karşı tek bir söz söylenmiyorsa… Bu durum ister istemez şu soruyu doğurur: Sessizlik, tercih mi; yoksa çekinilen bir tavır mı? Son Söz: Mesele Bir İsim Değil, Bir Duruştur Bu yazı bir kişiyi yüceltme yazısı değildir. Bu yazı bir kurumu hedef alma metni de değildir. Bu yazı zamanlama, emek ve sessizlik üzerine bir vicdan sorgusudur. Çünkü mesele sadece Enes Yavuz Yıldırım değildir. Mesele; Emeğe verilen değer, Liyakatin korunup korunmadığı ve şehirlerin kendi insanına sahip çıkıp çıkmadığıdır. Ve unutulmamalıdır: Bir şehir sustuğunda, sadece insanlar değil; değerler de kaybolur.
