Yıkılmadık ama ayakta da değiliz: Ekonomide kriz yoksa ne var?
Türkiye ekonomisinde özellikle son 5 yıldır yaşananlar büyük bir tartışma konusu: Kriz mi, değil mi?
Sokaktaki hissiyat, alım gücünde büyük bir erime olurken, iş dünyası da sorunlarını sıklıkla dile getiriyor. Ancak teoriye bakıldığında bu hislerle teknik göstergeler arasında bir uyumsuzluk görünüyor. Peki, gerçekten ne yaşıyoruz? Bu bir kriz im, yoksa kriz olmasa bile bir şeyler oluyor mu?
Önce kavramları netleştirelim. İktisat teorisinde “kriz”, ani ve sert kırılmalarla gelir (ya da biz geçmişte hep böyle gördük.)
Finansal sistemin kilitlendiği, sektörlerin sarsıldığı, üretimin daraldığı ve işsizliğin sıçradığı, enflasyonun fırladığı dönemlerdir.
Örneğin 2001’de yaşanan Türkiye tarihinin en büyük krizlerinden olan dönem için bu kırılmalarda tarih verilebilir.
2008 Küresel Finans Krizi de bu tanıma uyan tipik bir örnektir.
Bu örneklerde ekonomiler küçülür, enflasyon yükselir, faizler fırlar, işsizlik artar.
Türkiye’nin son 5 yılına baktığımızda ise bu klasik tabloyu tam olarak görmüyoruz. Ekonomi dönem dönem yavaşlasa da genel olarak büyümeye devam etti. Bankacılık sisteminde bir çöküş yaşanmadı, üretim tamamen durmadı ve işsizlikte dramatik bir sıçrama görülmediği gibi azalışlar görüldü. Bu açıdan bakıldığında teknik anlamda “kriz”........
