Beklentiler ekonomisi: Enflasyonun matematiği mi, psikolojisi mi?
Ekonomi matematik midir? Evet.
Geçmiş dönem bakanlardan Nurettin Nebati’nin söylemiyle gündem olan “ekonomi gözlerdeki ışıltıdır” söylemi yanlış mıdır? Hayır.
Tartışmaları uzun yıllardır sürse de "ekonomi", matematik içeren bir sosyal bilimdir. Çünkü insana tabidir. Sadece rakamlarla değil, beklentilerle de çalışır.
Beklentiler bozulduğunda fiyatlar da davranış değiştirir.
Perşembe günü TCMB’nin 2026 yılı ilk Enflasyon Raporu toplantısı vardı. Başkan da sıklıkla beklentilere vurgu yaptı.
Enflasyon, günümüzde sadece gerçekleşen veriden ibaret kalmıyor. Bir yanda reel sektörün yönelimi, hanehalkının beklentileri, bu beklentilerin yüksek olmasıyla fiyatlama davranışlarındaki bozulma, bir yanda da TCMB’nin yeni başlattığı hem ekonomistlerin hem de medyanın enflasyon beklentileri gibi göstergeler “fiyatların karakterini” belirliyor. Veriler de bunları doğrulamaya devam ediyor.
Reel sektörün hem iktisadi yönelim endeksi hem de enflasyon beklentilerine bakıldığında 3 ay sonra fiyatların artacağını bekleyenler artarken, 12 ay sonra da enflasyonun düşeceği öngörülüyor.
Şirketler ekonominin gidişatına göre fiyat belirliyor. Önümüzdeki dönemde talebin canlı kalacağını ya da maliyet baskısının süreceğini düşünüyorlarsa, bugünden temkinli davranarak fiyatlara “güvenlik payı” oranında artış yapıyorlar.
Ekonomide “fiyatlama davranışı bozulması” dediğimiz kavram aslında tam olarak bunu anlatıyor:
Firmalar maliyet artmadan fiyat artırabilirken, yapılan artışlar geri gelmiyor ve gelecek enflasyonla beklenti “bugünden” etiketlere yansıyor.
Fiyat, bir yerden sonra sadece maliyetle ya da sayılarla değil, beklentiyle de belirleniyor.
Diğer yandan iletişim alanında son dönemde gerçekten “çabalı” ve güzel işler yapmaya çalışan TCMB, toplantı öncesinde medya ve ekonomistlerin tahminlerini sorarak derledi. Burada soruların “içerikleri” değiştiği için görünüm de netleşiyor.
Medya, ekonomistlere göre, TCMB’nin yıl sonu enflasyon tahmininin daha yüksek olacağını öngörürken, ara hedefin değişiminin daha düşük kalacağını tahmin ediyor. Yıl sonu enflasyon ve gelecek yıl sonu enflasyon verileri ise daha yakın görünüyor.
Bu, aslında para politikasının “iletişim” boyutunu daha iyi gösteriyor.
Enflasyon, beklentilerle ekonomik bir parametreden, toplumsal bir tahmin yarışına da dönüşüyor.
Fiyatlama davranışları, tüketimde de kendini azalış, artış ya da duraksama gibi şekillerde gösteriyor.
Fiyatların zor düştüğünü, geri gelmediğini, artışın hızlandığını gören vatandaş tercihlerini değiştirebiliyor.
İşin en kritik yanı vatandaşın enflasyon beklentisi oluyor. Enflasyon yüksek beklendiğinde davranışı değişiyor. İndirim, stok anlamına gelebilirken, taksit de erken alımlara yol açıyor. Mevsimsel etkileri de değiştiriyor.
Enflasyon ve beklentiler sadece fiyatları değil, zaman algısını da değiştiriyor. Gelecek pahalı olacaksa bugün daha ucuz demektir. Böylelikle talep öne çekilir, talep de fiyatları yukarı iter.
Aslında grafikler farklı olsa da hikâye birleşiyor. Reel sektör, fiyatlara kendi riskini ekliyor, ekonomistler ve medya daha yüksek bir patikaya yönelindiğini öngörüyor, vatandaş da enflasyonu normalleştiriyor.
Bu yapı, fiyatlama davranışlarındaki değişimin düzelmesinin kolay olmayacağını gösteriyor.
Ekonomi sadece enflasyonun düşmesi olmazken, düşeceğine inanılmasını da gerektiriyor.
Manşet enflasyondaki gerçekleşme kadar, fiyat belirlerken ya da tüketime yönelirken geleceğe ne kadar güvenildiği de öne çıkıyor. Bir döngü halini alıyor.
Enflasyon raporu bize teknik bir tablo sunuyor. Grafikler de tablonun psikolojisini gösteriyor. Tabloda da enflasyon yavaşlasa bile, beklentilerde henüz net bir görünüm olmadığı anlaşılıyor.
