Stopaj, kaynakta vergi kesintisi anlamına gelir. Aralarındaki hukuki ilişki gereğince bir kimsenin diğer bir kimseye yaptığı/ yapacağı ödemenin tamamını vermeyip, ödemeyi alacak olanın/alanın bu ödeme gereğince mükellefi olduğu vergi miktarını ödenecek tutardan kesmesi ve kalan kısmını ona ödemesi şeklinde gerçekleşir.

Bu durum, -son düzenlemeler sonrasında- basit bir örnekle şu şekilde anlatılabilir: aralarındaki mevduat sözleşmesi gereği (A) Bankası Türkiye’de yaşayan (B)’ye bir yıllık mevduat hesabı için 100.000 "faiz ödeme yükümlülüğü altındaysa, ona 95.000" verir. Çünkü, yapılacak faiz ödemesi üzerinden %5 gelir vergisi kesintisi yapar. Kestiği 5.000 "’lik vergiyi banka, (B)’nin faiz geliri olarak onun adına vergi idaresine bildirip yatırmak zorunda.

Basit bir mekanizma gibi görünmekle birlikte bu, vergi kesene (/vergi sorumlusuna) hukuki ve mali yükler getirmekte. Vergi kesen, tüm süreçle ilgili belgeleme, kayıt, hesaplama, kesinti, vergi idaresine bildirim ve kesilen vergiyi iletme ödevlerine sahip.

Bu ödevlerin yerine getirilmesinde herhangi bir eksiklik ya da hata, onu ortaya çıkacak vergi tarhı, vergi cezası, gecikme faizi ve gecikme zammından sorumlu kılıyor. Vergi Usul Kanunu (VUK), ödenen vergiden dolayı asıl mükellefe rücu hakkı vererek, sadece vergi aslıyla ilgili yükü vergi kesenin üzerinden almış.

Ama, herhangi bir nedenle verginin yanlış hesaplanması, eksik ve/veya zamanında bildirilmemesi ve/veya ödenmemesi gibi durumlar nedeniyle ortaya çıkan vergi cezası, gecikme faizi ve gecikme zammından vergi kesen sorumlu. Tüm bu işlerin yapılması için, vergi kesenin bir muhasebeci ya da serbest muhasebeci mali müşavirden hizmet almak gerektiği de açık.

Ayrıca, kırtasiye yükü unutulmamalı, fiziki ya da dijital. Aslında, verginin hukuka uygun bir şekilde tespit ve tahsili vergi idaresinin görevi. Ancak, para akışı dahil herşeyin kayıt altına olduğu bir sistemde bulunulmadığı sürece, vergi idaresinin milyonlarca vergiyi doğuran olay ve mükellefi saptayarak bunu tek başına yapması zor. Bu gerçek, yasa koyucuyu ona yardımcı olacak başka kişileri de sürece dahil etmeye itmiş. Bunların başında ise, vergi mükellefi geliyor; asıl muhatap o.

Vergiyle ilgili olarak yasalarda ve ikincil mevzuatta belirtilen işler, vergi mükellefinin ödevleridir. Bu ödevlerin mükelleften alınıp, bir başkasına yüklenmesinin çeşitli nedenleri var. Vergi kesintisi bakımından bu nedenlerin başında, verginin hazineye kısa bir süre içinde girmesi ile vergi kaybının önlenmesi geliyor. Gelir İdaresi Başkanlığı verilerine göre, 2023 yılında;

-701.217.874.000 "gelir vergisinin (GV) 643.154.269,564"’si,

- 817.913.797.000"kurumlar vergisinin (KV) 208.362.449.000"’si,

- 1.083.541.538.000 "dahilde alınan katma değer vergisinin (KDV) 52.120.966,117"’si stopaj yoluyla tahsil edilmiş. Bu, GV’nin %92’si, KV’nin %25’i ve dahilde alınan KDV’nin %5’ine karşılık geliyor. Vergi kesintisi yapmakla yükümlü olanlar, vergi türüne göre ilgili vergi yasasında açıkça düzenlenmekte. Ancak, genel itibariyle bunların işletmeler, özellikle de şirketler olduğu görülmekte.

Vergi kesmekle yükümlü olanın, serbest piyasa ekonomisinde yasalar çerçevesinde faaliyetini gerçekleştirmek dışında konuyla bir ilgisi yok. Esasen o sadece kendi vergi mükellefiyetiyle ilgili vergi ödevlerini yerine getirmek zorunda. Peki bir başkasının vergi mükellefiyeti nedeniyle ona yüklenen hukuki ve mali yük karşılığında eline ne geçiyor? Koca bir hiç. Oysa, örneğin vergi incelemesinde fiili envanter yapılmasının gerektirdiği giderlerin Hazine tarafından karşılanması VUK’da açıkça kabul ediliyor.

Vergi devletin önemli gelir kaynaklarından birisi ve bu nedenle mülkiyet hakkı başta olmak üzere pek çok temel hak ve özgürlüğü sınırlandırmasını, vergi ödeviyle bağlantılı ek yükümlülükler çıkarmasını kabul ediyoruz. Ama, bu hukuka uygunluk esas itibariyle vergi mükellefiyle ilgili. Anayasal açıdan, başkasına ait vergi mükellefiyeti nedeniyle getirilen vergi ödevleri için, hukuki sorumluluk kısmına bir şey yapılamayacak olsa dahi, en azından mali yükün ortadan kaldırılmasına yönelik bir çalışma şart.

QOSHE - Vergi kesenlerin hukuki ve mali yükü niçin karşılıksız kalıyor? - Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Vergi kesenlerin hukuki ve mali yükü niçin karşılıksız kalıyor?

26 0
07.05.2024

Stopaj, kaynakta vergi kesintisi anlamına gelir. Aralarındaki hukuki ilişki gereğince bir kimsenin diğer bir kimseye yaptığı/ yapacağı ödemenin tamamını vermeyip, ödemeyi alacak olanın/alanın bu ödeme gereğince mükellefi olduğu vergi miktarını ödenecek tutardan kesmesi ve kalan kısmını ona ödemesi şeklinde gerçekleşir.

Bu durum, -son düzenlemeler sonrasında- basit bir örnekle şu şekilde anlatılabilir: aralarındaki mevduat sözleşmesi gereği (A) Bankası Türkiye’de yaşayan (B)’ye bir yıllık mevduat hesabı için 100.000 "faiz ödeme yükümlülüğü altındaysa, ona 95.000" verir. Çünkü, yapılacak faiz ödemesi üzerinden %5 gelir vergisi kesintisi yapar. Kestiği 5.000 "’lik vergiyi banka, (B)’nin faiz geliri olarak onun adına vergi idaresine bildirip yatırmak zorunda.

Basit bir mekanizma gibi görünmekle birlikte bu, vergi kesene (/vergi sorumlusuna) hukuki ve mali yükler getirmekte. Vergi kesen, tüm süreçle ilgili belgeleme, kayıt, hesaplama, kesinti, vergi idaresine bildirim ve kesilen vergiyi iletme ödevlerine sahip.

Bu ödevlerin yerine getirilmesinde herhangi bir eksiklik ya da hata, onu ortaya çıkacak vergi tarhı, vergi cezası, gecikme faizi ve gecikme zammından sorumlu kılıyor. Vergi Usul Kanunu (VUK), ödenen vergiden dolayı asıl mükellefe rücu hakkı vererek, sadece vergi aslıyla ilgili yükü vergi kesenin üzerinden almış.

Ama, herhangi bir nedenle........

© Dünya


Get it on Google Play