menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2026’ya girerken global piyasalarda beklenti ekonomisinin gücü

12 0
09.01.2026

Finansal piyasalar çoğu zaman olanı değil, olacağına inanılanı fiyatlar. Sorun şu ki; inanılan ile gerçekleşen her zaman aynı şey de­ğildir. Finansal piyasalar çoğu zaman verilerle değil, verilere dair anlatılan hikâyelerle hare­ket eder.

Bugün yaşadığımız dönem bunun en berrak örneklerinden biri. Enflasyon hâlâ he­deflerin üzerinde, küresel borçluluk tarihî zir­velerde, jeopolitik riskler masadan kalkmış de­ğil. Buna rağmen borsalar güçlü, risk iştahı can­lı ve “rahatlama” kelimesi yatırımcı diline geri dönmüş durumda.

Peki, gerçekten rahatlayacak bir ekonomik zemin mi var, yoksa piyasalar kendine iyi ge­len bir hikâyeyi mi satın alıyor? Ekonomi bili­minin en zor kabul edilen gerçeklerinden biri şudur: Piyasalar bugünü değil, yarını fiyatlar. Ancak bu “yarın”, çoğu zaman kesinleşmiş bir gelecek değil; tahmin edilen, umulan ve hatta bazen arzulanan bir senaryodur.

Bugün faiz indirimleri konuşuluyor. Net bir takvim yok ama niyet seziliyor. Enflasyon düşme eğiliminde deniyor, büyüme yavaş ama “kontrollü” olarak tanımlanıyor. Bu belirsiz ama iyimser çerçeve, piyasalar için şimdilik ye­terli görünüyor. Oysa rakamlar hâlâ ihtiyatlı ol­mayı gerektiriyor. Küresel büyüme potansiye­li zayıflamış durumda. Verimlilik artışı sınırlı. Kamu borçları yönetilebilir ama kırılgan. Buna rağmen piyasalar yukarı yönlü. Çünkü beklenti, gerçeğin önüne geçmiş........

© Dünya