Şuurlu bir gençlik için seferberlik şarttır
Şanlıurfa’dan gelen okulda saldırı haberinden sonra Kahramanmaraş’ta yaşanan dehşet ülkenin gündeminde. Yaşanan ölümler hepimizi derinden üzdü. Allah vefat eden öğretmen ve öğrencilerimize rahmet eylesin, yakınlarına sabır versin, yaralılara da şifa nasip etsin.
Yaşanan olaylardan sonra çok farklı değerlendirmeler yapılıyor. Kimi değerlendirmeler, “Eğer katilin anne babası cübbeli, sarıklı, çarşaflı olsaydı İslam çok ciddi manada eleştirilecekti. Diyeceklerdi ki, biz İslam’ın şiddete meyil ettiren, çocuklarımızı geri bırakan çağ dışı bir anlayış olduğunu söylüyorduk da sesimizi duyuramıyorduk. Görün bakın işte, Müslüman bir ailenin evladının okulda yapmış olduğu katliama.” şeklindedir.
Doğrusu ben işin bu yönünü ele almayı doğru bulmuyorum. Aileye, katil çocukları üzerinden saldırmanın doğru ve sağlıklı neticelere sebebiyet vereceğini düşünmüyorum. Evet, tırnak işareti içine aldığım değerlendirmenin haklılık payı vardır. Eğer Müslüman bir ailenin evladı bunu yapmış olsaydı, seküler ve laik kesimlerin bu olay üzerinden aziz İslam’a yüklenecekleri de muhtemeldi. Ancak mesele bu mezkûr kesimlerin yapacakları değerlendirmelerden çok daha derin, çok daha vahimdir.
Her birimiz; gençlerimizin, öğrencilerimizin ve çocuklarımızın nasıl bir hayat sürdüğünü, neler yaptıklarını, kimlerle arkadaşlık kurduklarını, hangi kitapları okuduklarını, boş zamanlarında neleri izlediklerini, ellerine vermiş olduğumuz telefonlarla hangi oyunları oynadıklarını, WhatsApp ve........
