menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hürmüz Savaşı Masaya Taşıdı

22 0
12.04.2026

ABD’nin Tahran’a yönelik sert ultimatomdan iki haftalık ateşkese dönmesi askeri bir geri adım değil; Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji düzenini kilitleme gücünün kabulüdür. Türkiye ise bu tabloda İran safında değil, savaşın kendi sınırına ve ekonomisine sıçramasını istemeyen denge aktörü konumunda...

Uluslararası sistemde bazı krizler vardır; yalnızca tarafları değil, oyunun kurallarını da değiştirir. İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri arasında son haftalarda yaşanan gerilim tam olarak böyle bir eşiğe işaret ediyor. Başlangıçta sert söylemlerle yükselen ve “İran diye bir ülke kalmayacak” seviyesine kadar çıkan Amerikan retoriği, kısa süre içinde yerini iki haftalık bir ateşkese bıraktı. İlk bakışta bu durum bir yumuşama gibi okunabilir. Ancak tabloyu biraz derinlemesine incelediğimizde, bunun bir geri adım değil, zorunlu bir stratejik fren olduğu görülüyor.

HÜRMÜZ: KRİZİN GERÇEK MERKEZİ

Bu krizin asıl belirleyicisi sahadaki askeri hamleler değil, Hürmüz Boğazı oldu. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu dar su yolu, İran’ın elinde yalnızca coğrafi bir avantaj değil; aynı zamanda küresel ekonomi üzerinde doğrudan baskı kurabilen bir güç aracına dönüştü. İran’ın Hürmüz üzerinden yarattığı risk, krizi bölgesel bir çatışma olmaktan çıkarıp küresel bir ekonomik tehdit hâline getirdi.

Bu noktada Washington’un önündeki seçenek netti: Ya askeri baskıyı artırarak kontrolsüz bir küresel krizi göze almak ya da sahayı sınırlayıp........

© Dizi Doktoru