Tayyfun Kahraman'a iadeli taahhütlü açık mektup
Akşam eve dönerken devrilmiş bir çam ağacı çıktı yoluma. Dünkü fırtına güzelim ağacı kökünden sökmüş. Dün burada fırtına vardı, hatta yaşadığım sokağı trafiğe kapattı yetkililer; çünkü çatılardan düşen kiremitler, sökülen ağaçlar ve saçılmış çiviler insana zarar verebilirdi. Pencereden uzun uzun baktım olan bitene, doğanın öfkeli sesini dinledim. Yaşadığımız fırtınayı kasırgadan ayıran şey ne diye düşündüm camdan bakarken.
Dün evden çalıştım Tayyfun bey, bu sabah erkenden ve hatta hava aydınlanmamışken çıktım yola, işe koyuldum. Trene bindim ki artık bildiğiniz üzere ‘Marmaray’ deniyor kendilerine. Bilir misiniz oraları, Florya ne güzel görünür trenin camından. Küçükçekmece ve lagün, tarihi köprü ve Efe Kadri Köşkü; eşkıyaların öyküsü bir yanda çoğalıyor, memleketi için yola çıkıp karanlığı delenlerin öyküleri başka yerde…
Sennur Sezer’in ilk kitabı Gecekondu Küçükçekmece’de yaşarken yayınlanmış, biliyor musunuz? Bir demiryolu işçisinin kızıdır Sennur. 1964 ne güzelmiş onun için kimbilir…
Rus edebiyatı Gogol’ün paltosunun cebinden çıkmış derler hani.. Doğru bulanlara ne diyebiliriz, doğru olanı savunana ne denir? Kim demişse güzel demiş Tayyfun bey, ben de öyle düşünürüm, kendimi Sennur’un Gecekondu’sunda büyüyen bir şair olarak kabul ederim. Sadece ben değil, kuşağımdan nice şair büyümüştür o çamurlu yolların bahçeli lojmanında.
Sennur’un kuşağından Eray Canberk de Sefaköy’de yapmıştır öğretmenliğinin ilk yıllarını. Herkesin aklında bir çamur deryası, herkesin aklında tren, herkesin aklında uzakla ve erişememekle imtihan edilmenin günleri. Hazır yola çıkmışken Çanakkaleli Melahat’in heykelini diktiremediği için hayıflanan şiirimizin keşişi Ece Ayhan’a da bir selam gönderelim. Kendileri fahri hemşehrisi olur Küçükçekmece sakinlerinin.
“Susmak kalemdir”. Behçet Necatigil böyle diyor ‘Çoğul’ şiirinde. Sizi eve yoruyorum, eve benzetiyorum sizi. Gün içinde trenden sonra yürümek, sonrasında vapur, tünel, bir çay molası, Taksim ve yine vapur, yine tren…
Susan Sontag okudum bütün gün, Osman Akınhay çevirmiş, Başkalarının Acılarına Bakmak kitabının satırlarında bir şeyler aradım. Memleket yakasını bırakmıyor ki insanın, iki satır kitap okuduğunuzda da çok şey kaçırmış oluyorsunuz. Meriç hanımın sizi hastanede ziyareti sonrası yazdıklarını okudum.
“Tayyfun’un geçirdiği akut MS atağı nedeniyle hastanedeki 8. gününde yüksek doz kortizon yüklemesi tedavisi devam ediyor.
Bugün Tayyfun’a ‘hapisten eve gelecekken hastaneye gelmiş olmanın’ nasıl........© Diken
