menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kars ne güzel sevmek

38 70
22.02.2026

Kars ne güzel sevmekK

Vali Saim bey, hususi muhasebenin bütçesine tahsisat koydurarak İstanbul’dan satın aldırdığı matbaa makinelerini, vilayet hesabına, valiliğin zemin katına kurdurdu. Cumhuriyet’in altıncı yılında matbaasına kavuşan Kars’ta 29 Ekim 1929’da Kars gazetesi yayınlanmaya başladı. 

Bu meselenin öncesi var, evet…

1920’lerin sonuna doğru Kâzım Karabekir Gümrü’den bir matbaa getirtmiş ve kullanılmaya başlamıştır. Kolordu merkezi Sarıkamış’a taşınınca matbaa da taşınmak zorunda kalmış, 1928’de de kolorduyla beraber Erzurum’a taşınmıştır. Matbaanın taşınmasıyla Sarıkamış ve Erzurum’da haftalık, siyasi, ilmi gazete Varlık yayınlanmıştır.

Vali Saim beyin girişimleri sonucu Kars’ta yeniden kurulan matbaayla aynı tarihte ilk sayısı yayınlanan Kars gazetesi de 29 Ekim 1929 tarihlidir; ancak ilk sayısına sayı verilmez.

Kars gazetesinin yazarları arasında bizzat vali beyin kendisi gibi, öğretmenler, halkevi başkanı ve üyeleri de yazılar kaleme alır. Gazete bazen ulusal basından da yazı ve haberler paylaşır. O sıralar askerliğini Kars’ta yapmakta olan şair Behçet Kemal Çağlar da Kars gazetesinde yazılar yazar.

600 yıl boyunca İstanbul hükümetinin gözden ırak tuttuğu Kars iliyle Ankara hükümeti 1930’lardan itibaren yakınlaşmaya başlar ki Cilavuz Köy Enstitüsü zaten bu yakınlaşmanın temeli ve harcıdır.

Köy Enstitüsü sonrası

Hayatta en çok babasını seven şairimiz Can Yücel’in yolu da elbet Cilavuz’a düştü ve babasının görevi gereği sık gittiği köy enstitüsünde öğrencilerle bir araya gelerek çocukluğuna dair bir fotoğraf bıraktı bize.

O köy enstitüsünden kalan bir miras olarak okuduk ve hayata doğru soru soran öğretmenlerle birlikte yetişme olanağı bulduk. 12 Eylül askeri cuntasıyla tayin olan öğretmenler akın edip okuldaki bütün sınıfları Sızıntı dergisine abone edene kadar aklı başında bir öğrenim sürdürmeye çaba gösterdik. Sonrası zaten herkesin malumu… Neyse ki bugün bile bizi arayıp soran, arayıp sorduğumuz öğretmenlerimiz var hayatta.

Kars çocukların da Kars’ı

Hepimiz Cemal Süreya’nın Kars şiirini biliriz, en azından aşinayızdır.

Sen küçüğüm sımsıcakNe derler ona – bu kızaktaBoyuna türküler yakıyorsun yaSanki her türküden sonraHohlasan gök buğulanacak

Öyle bir buğulu şehir…

Arif Damar da işleri gereği Kars’a gidip gelmiştir. Fahrettin Kırzıoğlu’nu da çalışmaları ve yazdıklarıyla buraya Kars’la birlikte not düşelim. Puşkin de geçmiştir Kars’tan ve adına bir takım işletmeler açılmıştır oralarda. Çocukluk arkadaşım Özgür’ün Labris’ine gittiğimizde Yeğişe Garentz adlı Ermeni şairin çocukluğunun Kaleiçi’nde geçtiğini ve Kars üzerine şiir yazdığını öğrendim.

Eray Canberk de yedeksubay öğretmenlikten dönüp İstanbul’da çeviriler yaparak hayatını kazanmaktayken, yolu Kars’a düştü.

Fatma öğretmenin eşi Eray Canberk, eşinin ilk görev yeri Kars’a gelerek bir süre burada yaşadı. Yazılar, şiirler yazdı.

O yıllarda halkevi Karseli diye bir dergi çıkarıyor. Ama Eray Cenberk, Kars’ta tanışıp arkadaşlık ettiği  Raif Özben ve Zerger Mahir Baranseli’nin edebiyata meraklarından dolayı Kars’ta Göze adlı bir dergi çıkardıklarını, muhtemel yılın da 1967 olduğunu belirtiyor. Zerger Mahir’in bir trafik kazasında genç yaşta aramızdan ayrıldığını, Raif Özben’in de 2001 yılında Yunus Nadi Şiir Ödülü’ne değer görüldüğünü burada belirtelim.

Kars üzerinden nazire

Haydar Ergülen, ‘Yalnızız Cemal Abi‘ şiirinde bir nazire yapıyor sanki ve şöyle diyor:

Senden sonra diyorum Cemal abiKars’a şiir gitmiyorKars kısa, rakı tatsızsenden sonra şiirdeher şey dibe çöküyoranla, öyle yalnızız.

Kars’a Doğu Ekspresi turları yapılmaya başladı. Kars turistik bir kent oldu. Geçen hafta Cilavuz Köy Enstitüsü’nün 12 Eylül sonrası öğrencileri olarak geleneksel Kars buluşmalarımızda bir kere daha gördüm ki Kars’a şiir gitmese de insanlar akın akın gidiyor.

Kars üzerine yazılmış çokça şiir var, biri de Hüseyin Alemdar’ın Cem’ah Süreya şiiridir ki, arşivimde bulamadığım için buraya alamadım. Ben de bir Kars şiiri yazdım ama galiba Karslı olduğum için kimse umursamadı.

Mehmet Aksoy’un Kars ve komşuları için tasarladığı İnsanlık Anıtı 2006’da imal edilmiş 2011’de kaldırılmıştı. Ucubeyiz o günden beri.

Atal Behramoğlu, Öztürk Uğraş, Soysal Ekinci, Doğan Ergül, Serdar Aydın, Ümit Kaftancıoğlu, Dursun Akçam, Yücel Feyzioğlu, Muzaffer Oruçoğlu, Mustafa Orman aklıma gelen Karslı yazar ve şairler arasında. Suna Aras’ı da unutmamak lazım.

Kimi Iğdırlı nicedir, kimi Ardahanlı…

Turgut Uyar’ın Posof günlerini anımsayacak olursak onun adını da yolu Kars’tan geçenler arasında anmak gerekir. Sinemacıları da saysak liste uzayıp gidecek. Mahalli sanatçı ve yazarları da aktarsak yol olur gider.

Firdevs Gümüşoğlu, sözlü ve yazılı kaynaklardan yola çıkarak Cilavuz Köy Enstitüsü adında çok kıymetli bir kitap yayımladı ki yazıda bu kitaptan yararlandığımı belirtmeliyim.

Kar Korsanları filmiyle Faruk Uzunhacıhafızoğlu’nu, İnat Hikâyeleri’yle Reis Çelik’i ve Cilavuz Köy Enstitüsü Belgeseli’yle Çağatay Taşkın Yamen’i anmak istiyorum. Sırrı Süreyya Önder’in rol aldığı Celal’in Treni filmini ve yönetmeni Gökalp Yamen’i de not düşelim…

Bir dizi çekimi için Kars’ta bulunan Ercan Kesal’la memleketimde karşılaşmanın heyecanını da ayrıca paylaşmak istiyorum.

Yol mu köstebek yuvası mı?

Kars’a şiir gitmiyor, çünkü, geçen hafta gördüklerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki Kars’a uçakla gitmek çok kolay ama sonrasında bir yol bulmanın yolu yok. Bütün caddeleri, sokakları delik deşik, Kars’ta gidilebilecek bir yol bile yok. Karayolları mı bakıyor bu işe, bütçe fazlası veren belediye mi? Bahane de çok üretken üstelik: Soğuk olduğu için asfalt dayanmıyor, diyorlar. Helsinki’den daha soğuksa demek, Kars’ın yollarına bakıp rahat bir nefes alabilir Kuzey ülkeleri.

Geçmiş zaman olur ki…

Özellikle 19 Mayıs törenlerinde, ortaokul yıllarımızın da öncesinde sanırım, Kars’ta sinemaya gitmek bir geleneğimiz vardı. Dünyayı Kurtaran Adam dahil birçok filmi orada, Yeltekin Sineması’nda izledim.

Halk aşıkları ve halk şairlerinin kulaklarımıza fısıldadıklarıyla büyüdük. Sümmani Baba, Şenlik Baba, Sabri Şimşekoğlu ve daha nice halk ozanı hamurumuza su kattı. Kars’a şiir gider elbet yeter ki yol olsun, yol olmasa da şair yola çıkmanın bir yolunu bulur nihayet. Annesi şehridir, şehri annesi şairin.

Yazdığım Kars şiirinden bahsetmeyeceğim burada ama ‘Kartopu oynadığın Yeltekin Sineması önünde hayret et/ saklıları arayan afişe‘ dizesini paylaşacağım.

Evden Kaçmanın Haritası başlıklı bu şiirimin sonu Murat Çobanoğlu’nun Kiziroğlu Mustafa Bey türküsüne bir göndermeyle bitiyor:

‘Siyah ne güzel halk şiiri peh peh, Kars ne güzel sevmek!‘


© Diken