2025 Yıl Sonu Edebiyat Değerlendirmeleri-XV: Abdullah ATAŞÇI
2025 yılı edebi anlamda sizin için nasıl geçti?
Benim açımdan genel olarak iyi geçtiğini söyleyebilirim. Meryem’in Çiçekleri’nin Yunus Nadi Roman Ödülü’ne değer görülmesi, Kastamonu’da Kent ve Edebiyat, Mersin Öykü Günleri’nde Ekoloji ve Edebiyat konulu söyleşilerle, Türkiye’nin farklı kentlerinde söyleşiler aracılığıyla insanlarla bir arada olmak, metinlerimin okurdaki yansımalarını görmek heyecan vericiydi.
Bu yıl okuduğunuz ve sizde iz bırakan üç kitap adı söyler misiniz?
Ebru Ojen’in Belgrad Kanon ve Sadık Güvenç’in Bir Gören Vardır romanlarıyla, İrem Üreten’in Saat Yönünün Tersine öykü kitabı bu yıl okuduğum kitaplar arasında, haklarında daha çok konuşulmasını, okunmasını arzuldağım eserler olarak öne çıkanlardı.
Türk edebiyatında bugün karşılaştığımız en büyük sorun yazmak mı, yayımlanmak mı, okunmak mı?
Bu zor bir soru. Sanırım her yazar bu soruya farklı bir cevap verecektir. Dahası yazarın yazdığı tür de burada önem arz ediyor. Romancı ile şairin derdi çoğunlukla farklıdır diye düşünüyorum. Romancı için asıl temel mesele yazmakken şair için kitabını yayımlatabilmek daha önemli olabiliyor. Okunmaksa özellikle bizim gibi kültürel üretimin zayıf olduğu hatta küçümsendiği bir toplumda bütün edebiyatçıların temel sorunu olarak karşımızda duruyor.
Günümüzde bir metnin yayınevince kabul edilmesi daha çok edebi değerle mi, yoksa piyasa sezgisiyle mi belirleniyor?
Ne yazık ki piyasa sezgisinin daha........
