SABIR-ŞÜKÜR-TEVEKKÜL...
İnsan hayatı; sabır, şükür ve tevekkül üzerinde durur. Bu değerler birbirinden koparıldığında; insanın ruh dengesi bozulur. Sabır olmayınca acılar isyana, şükür olmayınca nimetler nankörlüğe, tevekkül olmayınca da korkular esarete dönüşür. Oysa sabır; yük taşımanın ahlâkıdır. Şükür; nimeti tanımanın edebidir. Tevekkül ise sonucu Allah’a bırakmanın teslimiyetidir. Bu üçü birleştiğinde insanın iç dünyasında fırtına diner, kalp huzura yaklaşır.
Sabır denildiğinde çoğu insan sadece beklemeyi anlar. Oysa sabır; susup oturmak değil, yanarken dağılmamaktır. Hz. Yakub’un yıllarca Hz. Yusuf hasretiyle yaşayıp yine de “Güzel bir sabır...” diyebilmesi; sabrın sadece gözyaşı değil, iman gücü olduğunu gösterir. Sabır; insanın acıya rağmen Rabbine küsmemesidir. Çünkü bazı insanlar imtihan gelince Allah’ı suçlar, bazıları ise imtihanı Allah’a yaklaşma vesilesi yapar. Aynı ateş; demiri eritir, altını ise saflaştırır. Sabır da insanın içindeki hakikati ortaya çıkarır.
Şükür sadece “Elhamdülillah” demek değildir. Şükür; nimetin sahibini bilmektir. İnsan bazen öyle bir hale gelir ki; elindeki nimetleri kaybedinceye kadar fark etmez. Sağlığın kıymeti hastanede, gençliğin değeri........
