menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"Doggy Bag" (Köpekçik Çantası) Kavramı Süratle Yayılıyor

38 0
10.04.2026

Boston’da misafirdik. Üstelik bizi yemeğe davet edenlerin maddi durumu oldukça iyiydi. Hesap ödenirken garson, tabakta kalan yemekler için “Doggy bag ister misiniz?” diye sordu. Önce anlamadık. Biraz sonra masaya dört poşet geldi. Bunların yemeklerimizin artıkları olduğu söylendi. Haliyle dört poşet de ev sahibine verildi.

Bu durum bize oldukça anlamsız geldi. Çünkü o dönem İtalya’da yaşıyorduk ve böyle bir gelenek yoktu. Zaten İtalyanlar tabaklarını adeta silip süpürürler. Eğer küçük bir parça kalırsa, tabağın kenarında bırakır ve çatal ile bıçağı yan yana koyarlar. Bu, “yemeğim bitti” anlamına gelir. Kısacası İtalyan, hatta genel olarak Akdeniz mutfağında, kalan yemeği eve götürmek ayıp sayılır. Yıllarca İtalya’da yaşamama rağmen ben de bu yola hiç başvurmadım.

Los Angeles’ta çok ünlü bir yapımcıyla yemeğe gittik. Masayı adeta Türk usulü donattı. Hesap, gördüğüm kadarıyla yaklaşık 750 dolar civarındaydı. Ancak yapımcı, tabağında kalanları bırakmak bir yana, benim şaşkın bakışlarım arasında, yarım kalan içkisini bile “doggy bag” yaptırdı.

Bunu daha sonra Amerika’da yaşayan akrabalarımla tartıştım.

Sonunda galiba hak verdim. Çünkü aslında “köpekçik için” alınan bu geriye kalanlar, götürülmese çoğu çöpe gidecek. Oysa artık kutu dediğimiz bu paketler, ev hayvanlarından çok insanlar tarafından tüketiliyor. Yeter ki buzdolabında uygun şekilde saklansın.

İtalya’da hala ayıp sayılan bu geleneğe, Türkiye’ye döndükten sonra yavaş yavaş alıştım. Buna alışmamın en önemli nedenlerinden biri de Oscar ödülleri sonrası Los Angeles Valisi tarafından verilen bir resepsiyonda gözlerimle tanık olduklarım dı. Ünlü yıldızların “doggy bag” yaptırdıklarını, hatta bazılarının ellerinde bu paketlerle röportaj verdiklerini gördüm.

Şimdi bakıyorum da güzel ülkemizin zengin mutfağından çıkan yemekleri tabakta bırakmak istemeyenler, israfı önlemek için bu uygulamayı benimsemiş durumda.

Bir zamanlar ülkemizde, restoranlarda artan yemeği paket yaptırmak neredeyse ayıp sayılırdı. Masada bırakılan yemek, çoğu zaman görgü olarak değerlendirilir; eve götürmek ise pek hoş karşılanmazdı. Oysa bugün geldiğimiz noktada bu anlayışın değişmeye başladığını görüyoruz.

Türkiye’de bu dönüşüm daha yavaş ama belirgin bir şekilde gerçekleşti. Özellikle son yıllarda artan hayat pahalılığı, değişen tüketim alışkanlıkları ve pandemi sonrası oluşan yeni düzen, bu davranışı daha kabul edilebilir hale getirdi. Eskiden ayıp olarak görülen bir durum, bugün “bilinçli tüketim” olarak değerlendiriliyor.

Restoranlar da bu değişime uyum sağladı. Artık çoğu mekanda paketleme hizmeti hem profesyonel hem de hijyenik bir şekilde sunuluyor. Üstelik müşteriye bu seçenek doğal bir şekilde öneriliyor; kimse bundan rahatsızlık duymuyor. Hatta bazı restoranlar, özel saklama kaplarıyla bu deneyimi daha da konforlu hale getiriyor.

Bu değişimin en önemli yönlerinden biri de israfın önüne geçilmesi. Masada kalan yemeklerin çöpe gitmesi yerine değerlendirilmesi, hem ekonomik hem de etik açıdan önemli bir kazanım. Çünkü artık biliyoruz ki her lokmanın bir değeri var.

Kültür dediğimiz olgu da zaten tam olarak böyle şekilleniyor. Zamanla, ihtiyaçlara ve şartlara göre dönüşüyor. Dün ayıp sayılan bir davranış, bugün akılcı ve sorumlu bir tercih haline gelebiliyor. “Doggy bag” ya da ‘Artık yemek paketi’ kavramı da bunun en somut örneklerinden biri.

Sonuç olarak, yemeğin parası ödenmişse onun değerlendirilmesi son derece doğal. Üstelik bu yaklaşım sadece bireysel değil, toplumsal bir bilinçlenmenin de göstergesi. Değişen dünyada, değişen alışkanlıklarımızla birlikte daha sürdürülebilir bir yaşam kültürüne doğru ilerliyoruz.

Geçenlerde sevdiğim ocakbaşı restoranı “Zübeyir”e uğradık. Nefis kebapları tıka basa yememize rağmen yine de yemek arttı. Kalanını ertesi gün evde ısıtarak tamamladık.

“Köpekçik için” kutuları artık bir bahaneden ibaret. Amerikalılar’ın bu uygulaması tüm dünyaya yayılıyor ve hiç de ayıp değil. Aksine, tüketicinin hakkı olduğu gibi israfı da ciddi ölçüde önlüyor.

Kısacası, “doggy bag” Amerika’da anlam değiştirirken, ülkemizde de bir zamanlar sadece “evde hayvanım var” diyerek utana sıkıla talep edilen paketler artık daha yaygın hale geldi. Artık kimse çekinmeden, tabakta kalan yemekleri doğrudan tüketmek üzere eve götürebiliyor.Bir zamanlar bu duruma mesafeli duran İtalyanlar da artık değişen dünyaya ayak uydurarak, tabaklarında kalan yemekleri eve götürme alışkanlığını doğal ve kabul edilebilir bir davranış olarak benimsemeye başlayacak.

İtalyanlara şunu söylemek istiyorum: “Borsa per cani” demekten utanmayın.


© CNN Türk