Kadim ve ölümcül bir hastalık
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Kutup yıldızım, kıymetli hocamız Prof. Dr. Türkan Saylan’a minnet ve saygıyla.
Yerkürenin misafirleri olan insan türü, uygarlaşmak yolunda çok büyük bedeller ödemiş bir canlı türüdür.Bu yolculuktaki en önemli savaşı da yerkürenin kadim canlıları ve ev sahipleri sayılacak olan mikroplara karşı vermiştir.Üstelik bu yalnızca biyolojik bir savaş değil aynı zamanda evrimsel ve psişik bir yeniden programlanma yolculuğudur.
Pandemik zamanda “insanlık tarihi savaşlarla, salgınların resimli romanı sayılır” demiştim. Çünkü savaşırken yok ettikleriyle salgınlara, salgınlar da yeni savaşlara yol veriyordu.
Bu yüzyılın büyük felaketi olan pandeminin hemen başında Çin, İtalya ‘ya gönderdiği tıbbi malzeme ve maske kutularının üzerine Seneca’nın şu sözünü yazdırmıştı: “Aynı denizin dalgalarıyız, aynı ağacın yapraklarıyız, aynı bahçenin çiçekleriyiz.”
Sonra… Sonrası malum, aşıların, maskelerin, tedavilerin, güçlü ve zengin ülkelerce kapışılması, ırkçılığın, ulusalcılığın, benmerkezciliğin zirvesi ve enerji, güç savaşları. Savaşmadan varoluşuna ikna olamayan insan türü kendisinden farklı canlı türlerini ve farklı olan insanları sürekli düşmanlaştırmıştır. Bu nedenle, savaşlar ve salgınlar kadar kadim ve ölümcül bir başka yol arkadaşımız da “damgalama” ya da “stigmatizasyon” olmuştur.
***
Bu sözcük, Yunan topluluklarında kölelerin durumlarını belirtmek için kullandıkları bir işaret olan “stizein” den türetilmiştir. Daha modern türevi olan “stigma” ise temel olarak iki bileşenden oluşur; işaretlemek ve değersizleştirmek. Hangi bağlamda olursa olsun, başta damgalanan kişi veya topluluğu, ana akım toplumdan dışlanmış hissettiren, çok zararlı ve yıkıcı bir olgudur.
Aslında tarih boyunca bulaşıcı hastalıklar damgalamanın en başat öznesi olmuştur. Hastalık ve ölüm korkusu ötekileştirmeyi kolaylaştırmakta, korkutulmuş topluluklar kolay yönetilmektedir.
Damgalamayı anlatmanın en iyi yolu, Orta Çağ’ın cüzzamıdır. Cüzzam aslında ne çok bulaşıcı ne de ölümcül bir hastalıktır. Ancak cüzzamlılar salt dış görünüşlerindeki şekil bozuklukları nedeniyle damgalanmış, toplum dışına atılmışlardır. Bu damgalamanın yıkıcı etkisi yalnızca cüzzamlı bireylerde olmamış aynı zamanda toplumsal ve politik etkisi de büyük olmuştur.
"Cüzzamlı" terimi........
