menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Başka boyutlar var mı? Bu boyutlar nerede?

7 0
latest

Değerli okurlarım, bu çok bunaltıcı gündemde biraz gergin ortamdan uzaklaşmak ve evrenimizde size neler oluyor göstermek istedim. Malum Sümerlerden beri insanlık evrenimizi araştırıyor ve bilimsel olarak evren nasıl oluştu ve biz nasıl oluştuk sorularının cevabını arıyor. Evrenimiz ve fizik o kadar karmaşık ki belki de şu an oturduğunuz sandalyenin içinden başka bir evren geçiyor. Belki yerçekimi gücünün yarısı başka boyutlara kaçıyor. Belki Büyük Patlama dediğimiz olay, üst boyutlarda yaşanmış dev bir çarpışmaydı. Ve belki insanlık, karıncanın üç boyutu tam algılayamaması gibi gerçekliğin yalnızca ince bir dilimini görebiliyor.

İnsanlık tarihinin en eski sorularından biri şudur: Gözümüzle gördüğümüz, elimizle tuttuğumuz bu evren gerçekten tek gerçeklik midir? Yoksa bizim fark edemediğimiz, hemen yanımızda ama erişemediğimiz başka boyutlar var mıdır? Bugün modern fizik, bir zamanlar sadece mistik metinlerde ve bilim kurgu romanlarında bulunan bu soruyu artık ciddi biçimde tartışmaktadır. Ayrıca ilginçtir ki, bazı yeni araştırmalar başka boyutlar olabilir demekle kalmıyor, aynı zamanda onları neden göremediğimize dair ipuçları da veriyor.

Şu an görebildiğimiz ve hissedebildiğimiz üç boyutlu bir evrende yaşıyoruz: uzunluk, genişlik ve yükseklik. Einstein buna zamanı ekleyerek dört boyutlu uzay-zaman anlayışını getirdi. Ancak sicim teorisi gibi modern fizik yaklaşımları evrenin aslında 10 hatta 11 boyutlu olabileceğini ileri sürmektedir. Peki diğer boyutlar nerededir? Neden onları göremiyoruz? Bazı bilim adamlarına göre bu ek boyutlar öylesine küçüktür ki, adeta atom altı ölçekte kendi içine kıvrılmış durumdadır. Tıpkı uzaktan bakıldığında ince bir telin tek boyutlu görünmesi, ama yakından bakıldığında çevresinde dolaşılabilir bir yüzey taşıması gibi.

Burada insanı hayrete düşüren ilk gerçek şudur. Belki de şu anda oturduğunuz sandalyenin içinde, elinizde tuttuğunuz gazetenin lifleri arasında, fark edemediğiniz ekstra boyutlar bulunmaktadır. Biz onları göremiyoruz çünkü beynimiz ve duyularımız yalnızca üç boyutlu algıya göre evrimleşti.

Daha da şaşırtıcı olan ikinci konu ise şu: Bilim insanları, evrenimizin hâlâ var olmasının başka boyutların çok küçük olduğuna dair kanıt olabileceğini söylüyor. Nasıl mı? Eğer büyük ekstra boyutlar olsaydı, çok yüksek enerjili kozmik çarpışmalar mini kara delikler oluşturabilir, bu da evrenin fizik yasalarını bozan bir ölüm balonu yaratabilirdi. Yani evrenin fizik yasalarını ihlal eden bir boyutun oluşması evreni yok edebilir. Böyle bir şey milyarlarca yıl içinde çoktan olmuş olmalıydı. Ama olmadı. Çünkü biz hâlâ buradayız. Yani insanlığın sabah kahvesi içebiliyor oluşu bile bazı fizikçilere göre başka boyutların mikroskobik kaldığının işareti olabilir.

PEKİ BAŞKA BOYUTLARDA YAŞAM OLABİLİR Mİ?

Bilimsel olarak elimizde kanıt yok. Ancak teorik olarak düşünelim. Eğer başka boyutlarda madde yapıları varsa, onların fizik kuralları bizimkinden tamamen farklı olabilir. Orada zaman başka akabilir, enerji başka davranabilir, madde bizim gözümüze görünmez olabilir. Hatta belki onlar bizim içimizden geçiyor ama hiçbir elektromanyetik etkileşim kurmadıkları için onları fark etmiyoruz. Bu noktada karanlık madde teorileri devreye giriyor. Evrendeki maddenin büyük kısmını göremiyoruz. Bazı bilim adamları, bunun bir kısmının başka boyutlara bağlı etkileri olabileceğini düşünmüştür. Henüz ispatlanmasa bile bize şu soruyu sordurmaktadır: Galaksileri bir arada tutan görünmez kütle, başka boyutların gölgesi olabilir mi?

DİĞER BOYUTLAR BU BOYUTLA ETKİLEŞİME GİREBİLİR Mİ?

Bugünkü fizik açısından cevap nettir. Şu ana kadar doğrulanmış hiçbir etkileşim yoktur. Fakat yerçekimi ilginç bir kuvvettir. Çünkü diğer temel kuvvetlerden farklı olarak boyutlar arasında sızabiliyor olabilir. Kütleçekim dalgaları üzerine yapılan bazı gözlemler, şimdilik yerçekiminin bizim bildiğimiz dört boyutta davrandığını göstermiştir. Ama bilim kapıyı tamamen kapatmış değildir.

Yani yarın bir gün çok hassas dedektörler, açıklanamayan bir enerji sapması, anlık madde kaybı, garip yerçekimi bozulmaları tespit ederse, o zaman fizik kitapları yeniden yazılabilir.

DİĞER BOYUTLAR BİZE TEHDİT OLUŞTURUYOR MU?

Bu soruyu cevaplarken birçok insanın aklına Hollywood tarzı canavar istilası gelebilir. Ancak tehdit daha karmaşık olabilir. Eğer boyutlar arası enerji geçişi mümkünse, evrenimizin dengesi etkilenebilir. Eğer vakum kararlılığı bozulursa, fizik sabitleri değişebilir. Elektron farklı davranabilir, atom bağları çözülür, yıldızlar yanamaz hale gelebilir. Yani tehdit tankla tüfekle gelmez; doğa yasalarının değişmesiyle gelir. Bu ise evrenin bir anda yok olabileceğine işaret eder.

Belki de en büyük sürpriz şudur: Başka boyutlar uzakta değil, yakında olabilir. Santimetreler değil, matematiksel anlamda bir adım ötede. Bizim erişemediğimiz bir koordinatta. Tıpkı iki boyutlu bir kâğıt üzerindeki karıncanın yukarıyı anlayamaması gibi, biz de daha yüksek boyutları kavrayamıyor olabiliriz. Sevgili okurlarım, tarih boyunca insan kendini merkeze koydu. Dünya merkez sanıldı, sonra Güneş’in etrafında döndüğümüz anlaşıldı. Galaksimizin özel olduğu sanıldı, milyarlarca galaksiden biri olduğumuz görüldü. Şimdi ise belki de üç boyutlu evrenimizin, çok daha büyük bir gerçekliğin yalnızca küçük bir kesiti olduğunu öğrenme eşiğindeyiz.

ÜLKEMİZİN BİLİMSEL ATILIMI

Ve unutmayalım: Eğer bir gün başka boyutların kapısını aralarsak, bu sadece bilimsel zafer olmayacaktır. Bu, insan zihninin sınırlarını aşması olacaktır. Türkiye gibi genç ve dinamik ülkelerin bu yeni fiziğin, kuantum teknolojilerinin ve uzay araştırmalarının içinde olması artık tercih değil zorunluluktur. Çünkü geleceğin güç dengeleri yalnızca karada, denizde ve havada değil; uzayda, veri alanında ve belki bir gün boyutlar arasında kurulacaktır.

Milli güvenliğin yeni sınırı görünmeyen alanlardır. Ve belki de yeni vatan anlayışı, yalnızca mavi vatan değil, uzay vatan ve bilgi vatan olacaktır.


© Aydınlık