Havaya, ışığa ve suya dair: Amalienbad
20. yüzyılın başlarında çiçek, kızamık ve verem gibi salgın hastalıklar yalnızca bireyleri değil, dünyanın dört bir yanında toplumları tehdit eden yaygın bir sorun haline gelmişti. 19. yüzyılın sonlarına doğru Viyana’da yalnızca üç hastane bulunuyor, bu hastaneler artan ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalıyordu. Dördüncü bir hastanenin açılması işte bu zorunluluktan doğar; bu yeni kurum bir çocuk hastanesi olacaktır.
Preyersches Çocuk Hastanesi adıyla açılan bu dördüncü hastanenin kuruluşuna dair çarpıcı bir anekdot anlatılır. Gottfried von Preyer adlı bir Domkapellmeister (katedral baş müzik şefi), bugün benim de yaşadığım bölgenin bulunduğu, o dönemlerde ormanlık olan alanda bir gezintiye çıkar. Bu ormanlık alanın bir kısmı hâlâ koru olarak korunmakta ve evimizin hemen sınırında yer almaktadır.
Von Preyer bu gezintisi sırasında, kucağında ölmüş çocuğuyla oturup ağlayan bir anneye rastlar. Kadına neden ağladığını sorduğunda, hasta çocuğu için hastanede yer bulamadığını ve bu yüzden onu kaybettiğini öğrenir. Salgın hastalıklardan birine yenik düşen çocuğun annesinin kucağındaki o görüntüsü Von Preyer üzerinde derin bir etki bırakır. O an, yeterli paraya sahip olduğunda fakirler için bir hastane kuracağına dair söz verir.
Bir süre sonra vefat eden Von Preyer’in 2 milyon Goldkronen tutarındaki mirasıyla, varisleri 1915 yılında Viyana’daki dördüncü hastaneyi kurarlar. Bu hastane uzun yıllar boyunca kentin önemli çocuk hastanelerinden biri olarak hizmet verir. Yeniden inşa edilen Kaiser-Franz-Josef Spital’ın Anne ve Çocuk Bölümü’ne 2016 yılı itibarıyla taşınır. Eski bina ise yıkılır ve bugün yerinde yüksek binalar yükselmektedir.
Bu kısa tarihsel nottan sonra, konunun merkezine dönelim.
KIZIL VİYANA VE KAMUSAL SAĞLIK ANLAYIŞI
1923 yılında Sosyal Demokratların yönetiminde olan Viyana’da salgın hastalıklarla mücadele yalnızca hastanelerle sınırlı düşünülmez. Kent yöneticileri, sağlıklı bir toplum için insanların yaşadığı mekânların da dönüştürülmesi gerektiğinin farkındadır. Bu nedenle suyu, tuvaleti, ışığı ve havası olan, insan onuruna yakışır konutlar inşa edilmeye başlanır. Ancak mesele yalnızca barınma değildir; beden temizliği de kamusal bir sorumluluk olarak görülür. Bu anlayışla yüzme havuzları ve merkezi hamamlar inşa edilir.
Avusturya sosyalizminin öncülerinden Victor Adler’in ölümünden bir gün sonra, 12 Kasım 1918’de Habsburg Hanedanlığı’nın yıkılmasıyla Karl Renner tarafından cumhuriyet ilan edilir. Cumhuriyetin ilanından sonra1919 yılında yapılan ilk Viyana Belediye seçimlerinde Jakob Reumann belediye başkanı seçilir. Onun ardından göreve gelen Karl Seitz ve yardımcısı Max Winter, Favoriten Mahallesi’nde iki yüzme havuzu açarlar. Özellikle çocukların “suyu tanımaları” gerektiğini vurgularlar.
Bugün hâlâ hizmet veren bu havuzlar, şehrin merkezinde bulunmalarına rağmen küçük olmaları nedeniyle artık eskisi kadar rağbet görmemektedir. Ancak bu iki havuzun ötesinde, mahallenin kalbinde yükselen çok daha görkemli bir yapı vardır.
AMALIENBAD: MİMARİ, EŞİTLİK VE YAŞAYAN HAFIZA
Viyana işçi sınıfının yoğun olarak yaşadığı Favoriten’de yükselen Amalienbad, yalnızca bir yüzme havuzu ve hamam değildir; mimarisi, tarihi ve taşıdığı sosyal anlamla bir dönemin ideallerini yansıtan simgesel bir yapıdır. 1920’li yılların sonunda inşa edilen bu görkemli yapı, “Kızıl Viyana” olarak anılan sosyal demokrat belediyecilik döneminin en önemli örneklerinden biridir.
Amalienbad, 1923–1926 yılları arasında inşa edilmiş ve adını Viyana Belediyesi Eyalet Milletvekili Johan Pölzer’in eşi Amalie Pölzer’den almıştır. Sendikacı Amalie Pölzer, çalışmalarının merkezine kadınların sağlık, eğitim ve haklarını koyan bir dernekte aktif çalışır. Bu yönüyle yalnızca bir siyasetçinin eşi ve sendikacı olarak değil, toplumsal dönüşümün aktif bir kadını olarak öne çıkar. Halkın ona duyduğu sevgi, bu yapıya onun adının verilmesiyle somutlaşır.
Yapının mimarları Karl Schmalhofer ve Otto Nadel’dir. Dış cephe ve iç mekân tasarımı, dönemin Art Deco ve geç Jugendstil etkilerini taşır. Özellikle ana havuz salonundaki yüksek tavan, geniş pencereler ve simetrik düzen mekâna hem ferahlık hem de anıtsal bir karakter kazandırır. Kurulduğu yıl Avrupa’nın en büyük yüzme havuzlu, saunalı, duşlu ve küvetli bir kompleksidir. Büyük cam yüzeylerden süzülen ışık, suyun üzerinde yumuşak yansımalar oluşturur; böylece yapı yalnızca sportif değil, aynı zamanda estetik bir deneyim alanına dönüşür.
Amalienbad’ın inşa edildiği dönemde birçok evde özel banyo bulunmamaktadır. Bu nedenle yapı, halk sağlığını iyileştirmeyi amaçlayan kamusal bir proje olarak tasarlanır. İçerisinde yüzme havuzlarının yanı sıra saunalar, duşlar ve banyolar da yer alır. Temizliğin herkes için erişilebilir olması gerektiği düşüncesi burada somut bir karşılık bulur. Bu yönüyle Amalienbad, sosyal devlet anlayışının mimariye yansımış halidir.
İkinci Dünya Savaşı sırasında zarar gören yapı, sonrasında restore edilerek yeniden hizmete açılır. Günümüzde hâlâ aktif bir yüzme kompleksi olarak kullanılmakta; sporculardan ailelere, öğrencilerden yaşlılara kadar geniş bir kesime hizmet vermektedir. Amalienbad tarihi dokusunu korurken modern ihtiyaçlara uyum sağlaması, onu yaşayan bir kültürel miras haline getirmiştir.
Biz de ailecek bu kompleksin sunduğu imkânlardan uzun yıllar faydalandık. Oğlum ve kızım yüzmeyi burada öğrendi; ikisi de burada su topu oynadı. O günlerde ayağıma galoşları geçirip onları izlerdim—o küçük bedenlerin suyun içinde çabalayışını, topun peşinden yüzüşlerini iyi hatırlarım. Bir yanda büyüleyici mimari, diğer yanda oğlumun attığı goller heyecan vericiydi. Hele bir de gol atan oyuncunun ismi ekrana yansıdığında, oğlumun adını orada görmek tarifsiz bir mutluluktu benim için.
Ben de burada, yalnızca on dakikalık bir eğitimle, zor ama bir o kadar da keyifli olan su topu hakemliği deneyimini yaşadım. Bugün ise oğlum, 15 yaş altı su sporu takımını yine burada çalıştırmaya devam ediyor.
KENTİN YAŞAYAN MEKÂNI
Sonuç olarak Amalienbad, yalnızca suyla dolu bir havuz değildir. Eşitlik, kamusal hizmet ve estetik anlayışın birleştiği bir anıttır. Viyana’nın sosyal tarihini anlamak isteyenler için mimari bir belge; kent yaşamını hissetmek isteyenler için ise zamana direnen bir buluşma noktasıdır.
8 Temmuz 1926’da kompleksin açılışında Karl Seitz şu sözleri dile getirir:
“Bu yüzme tesisi hakkında çok konuşuldu, çok yazıldı. Neden şehrin dışında, bir işçi mahallesinde inşa edildiği soruldu. Cevabım şudur: Evet, tam da burada inşa ettik—eski evlerin ortasında bir parça güzellik yaratmak için. Çünkü beden kültürünün halkın en geniş kesimlerine ulaşmasını istiyoruz. Burada açıkça gösterilmelidir ki çalışan insanın havaya, ışığa ve suya ihtiyacı vardır.”
Sosyal Demokratların artık yayım hayatında olmayan günlük gazeteleri Arbeiter Zeitung da yüzme ve banyo kompleksinin açılışına dair yaptığı haberde şu sözcükleri kullanır: ”Eskiden Favoriten semtindeki meydanların adları Habsburg Hanedanı üyelerine atfen verilirdi. Bugün ise burada bir Victor-Adler-Platz, bir Reumannplatz ve adı bir arşidüşesten değil, bir işçi kadından gelen Amalienbad bulunuyor. Bu değişim, semtin tarihsel dönüşümünü ve imparatorluk geleneğinden işçi hareketinin simgelerine doğru yaşanan toplumsal yön değişimini de yansıtıyor.”
Viyana’nın Favoriten Mahallesinin her köşesinde işçilerin emeklerine dair onlarca iz görülmektedir. Yalnız mahalleli bu izlerin kime ait olduğunu biliyor mu pek emin değilim. Kentin, dahası mahallenin emek ve emekçiye ait ciddi geçmişi ve izleri var. Ancak hafıza günden güne zayıflamaktadır.
